İstanbul, önümüzdeki ay büyük ses getirecek “1400. Yılında Kuran-ı Kerîm Sergisi”ne ev sahipliği yapıyor. Trio Tasarım olarak tasarımlarını gerçekleştirdiğimiz serginin şu anda uygulama aşaması ile ilgileniyoruz.
Kuran-ı Kerîm’in indirilişinin 1.400. yılında Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda bulunan en eski Kuran-ı Kerîmler 5 Eylül 2010 Kadir Gecesi sergilenmeye başlanacak. Sergi Türkiye’de ilk Dünya da ender sergilerden biri olacak.
Daha önce çok az kişinin görebildiği Kuran-ı Kerîm’in en erken örneklerinden kabul edilen “Şam Evrak”ı olarak bilinen ceylan derisi el yazmaları da sergilenecek. Sergide çeşitli toplumlardan yüzyıllar içerisinde toplanmış eşsiz Kuran-ı Kerîm’ler de gün ışığına çıkacak.
“1400. Yılında Kuran-ı Kerîm Sergisi” 5 Eylül 2010 Kadir Gecesi açılacak. Sergi Kadir gecesi sabaha kadar açık kalacak.
Sergiyi Sultanahmet Meydanında İbrahim Paşa Sarayı’nda bulunan Türk ve İslam Eserleri Müzesi’n de 1 Aralık’a kadar gezebilirsiniz.
Firmamız Trio Tasarım’da ağırlıklı olarak fuar standı ve iç mimari projelerde çalışmak üzere eleman arıyoruz.
-Endüstri Ürünleri Tasarımı, iç mimari veya mimarlık eğitimi almış,
-3DS Max, Photoshop ve Autocad programlarına hakim,
İlgilenen adayların cv@triotasarim.com adresine özgeçmiş ve portfolyoları ile başvurmaları rica olunur.
Dünyaca ünlü elektronik devi Electrolux firmasının 8 yıldır düzenlediği Design Lab Tasarım yarışması bu yıl başvuruları kabul etmeye başlıyor. Artık tasarım konusunda saygın bir yer edinen “Design Lab” yarışması dünyanın dört bir yanında okuyan Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğrencilerinin katılımına açık.
Birincilik ödülü ülkemizde düzenlenen tasarım yarışmalarına göre oldukça tatmin edici seviyede: 5.000€ ve Electrolux Global Tasarım merkezinde 6 aylık ücretli staj olanağı.
Büyük ilgi gören yarışma gözünüzü korkutmasın zira 2006 yılında İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı öğrencisi Metin Kaplan birincilik ödülünü Nevale isimli tasarımı ile ülkemize getirmişti.
Tasarım öğrencilerini tasarım yarışmasından haberdar etmemiz için bizimle direkt irtibata geçen ve gerekli bilgileri sağlayan Electrolux firmasına ayrıca teşekkür ederiz.
Yarışmanın tasarım briefini video olarak aşağıda izleyebilirsiniz.
Yarışma hakkında sıkça sorulan sorulara buradan ulaşabilirsiniz.
Aşağıda konu ile ilgili basın bülteni bulabilirsiniz.
Electrolux Geleceğe Işık Tutuyor
Electrolux Design Lab Uzay Çağı’nın Ev Aletlerini Arıyor
Dünya beyaz eşya devi Electrolux, bu yıl 8’incisini düzenlediği Design Lab Tasarım Yarışması’nın temasını “2’nci Uzay Çağı” olarak belirledi. Her yıl dünyanın dört bir yanından lisans ve lisansüstü binlerce endüstriyel tasarım bölümü öğrencisinin katılımıyla ev aletleri dünyasında tasarıma odaklanan Design Lab Tasarım Yarışması’na son başvuru tarihi 1 Mayıs 2010.
Hızla artan dünya nüfusu ve buna bağlı olarak yaşam alanlarının küçülmesinden yola çıkan Electrolux, Design Lab 2010’un temasını “2’nci Uzay Çağı” olarak belirledi. 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 74’ünün kentlerde yaşayacağı ve buna bağlı olarak evlerin ve ev eşyalarının da daha küçük olacağını göz önünde bulunduran Design Lab ekibi, genç endüstriyel tasarımcıları ev aleti tasarımlarıyla bu çağa ışık tutmaya davet ediyor. Design Lab 2010’da katılımcılardan alan kullanımını da optimize etmek şartıyla; 2’nci Uzay Çağı’nda insanların yiyeceklerini nasıl hazırlayıp saklayacaklarına, elbiselerini ve bulaşıklarını nasıl yıkayacaklarına ya da kurutacaklarına dair zamana, mekana uygun, yenilikçi, kullanışlı, yaratıcı ve çevre dostu çözüm önerileri bekleniyor.
Başvuruların 1 Mayıs 2010 günü son bulacağı Desing Lab 2010 Yarışması’nın finali 23 Eylül 2010’da Londra’da yapılacak. Yarışmanın birincisi 5000 Euro para ödülü ve ElectroluxGlobal Tasarım Merkezi’nde 6 aylık ücretli staj yapma olanağı kazanacak. İkinciye 3000, üçüncüye ise 2000 Euro para ödülü verilecek olan Design Lab 2010’da finale kalan bütün projeler final etkinlikleri süresince sergilenecek.
Electrolux Design Lab Hakkında:
2003’ten bu yana düzenlenen Electrolux Design Lab Tasarım Yarışması, endüstriyel tasarım bölümü öğrencilerinin ve mezunlarının geleceğin ev aletlerine yenilikçi fikirler getirmeleri amacıyla yapılmaktadır.
Her yıl farklı bir tema ile düzenlenen, finallerinde farklı bir şehre konuk olan ve uluslararası basına açık bir etkinliktir. Geçmiş temalar:
“Gelecek 90 Yıl İçin Tasarım”, Londra 2009
“Internet Kuşağı”, Zürih, 2008
“Yeşil Tasarım”, Paris, 2007
“Sağlıklı Beslenmek için Tasarımlar”, Barselona, 2006
“Gelecek için Tasarım” Stockholm, 2005
“Çevre Dostu Tasarımlar”, New York, 2004
“Kullanıcı Dostu Tasarımlar”, Budapeşte, 2003
Barselona’da düzenlenen Design Lab ’06 yarışmasında, Metin Kaplan “Nevale” adlı tasarımıyla ülkemize birincilik getirmişti.
Design Lab Yarışması’nda dereceye girmiş proje görsellerine aşağıdaki resimlere tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Electrolux Grubu, her yıl dünya çapında 150 ülkede, satışını yaptığı 40 milyon adedi aşkın beyaz eşya ve profesyonel ürünle global bir lider. Kullanıcı ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tasarım ve işlevselliği ürünlerinde buluşturan Electrolux, buzdolapları, bulaşık ve çamaşır makineleri, elektrikli süpürgeler ve fırınlar üretiyor. Electrolux Grubu çatısı altında, AEG-Electrolux, Electrolux, Zanussi, Frigidaire ve Eureka gibi ünlü markalar bulunuyor. 55.000 çalışanıyla Electrolux, 2008 yılında 16 milyar dolar ciro yaptı.
Bu yıl Endüstri Ürünleri Tasarımcıları için ayrı bir önem taşıyor. Çünkü “ETMK” yani “Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu” bu yıl 20. yılını kutluyor. Bu kutlamayı “Türk Tasarımına İnanmak | ETMK’nın 20 Yılı” sergisi ve beraberindeki etkinliklerle gerçekleştiriyor.
1989 yılında kurulan ETMK‘nın günümüze kadar olan hikayesi, üyeleri ve 20 yıldır yaptığı çalışmalar düzenlenen sergi ile ziyaretçilere sunuluyor. İstanbul Moda Akademisinde gerçekleştirilen sergi 7-12 Aralık 2009 tarihlerinde gezilebilir. Sergi süresince beş gün boyunca yapılan söyleşiler ile endüstriyel tasarım tartışılıyor. Etkinliklerin programını Türk Tasarımına İnanmak websitesinden inceleyebilirsiniz.
Nalın ile Takunya arasındaki fark nedir?
Ya Buhurdan nedir biliyor musunuz? Gülabdan veya Kirdenlik nedir?
Tasarımcı olmanın iyi yanlarından biri her yeni proje ile yepyeni şeyler öğrenme imkanı bulmaktır.
Açıkçası 3 ay öncesine kadar bu soruların cevaplarını biz de bilmiyorduk.
Oysa hamamda kullanılan bu eşyalar daha geçen yüzyılda günlük yaşamın birer parçası idiler. Şimdi çoğunluğu unutuldu veya kayboldu. Fakat geçenlerde dahil olduğumuz bir proje hepsini karşımıza çıkardı.
Daha önce birçok projede beraber çalıştığımız Yüksek Mimar Naim Arnas Bursa da Tofaş Sanat Galerisinin açılış sergisi için yardımımızı istedi. Bu yeni açılacak sanat galerisi aslında yeni olan tek yanı restorasyonuydu. Çünkü sergilemenin yapılacağı mekan 1430 yılında inşa edilen Umurbey Hamamı idi.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “Bursa sudan ibarettir” der. Bu su şehrinde, yeniden hayata dönen Umur Bey Hamamında açılacak ilk serginin de konusunun hamam kültürü olması kaçınılmazdı. Bir Türk olarak hamam kültürünün önemini anlamak için Alman General Helmut von Moltke‘ ye kulak vermek yeterli: “Bir Türk hamamında yıkanmamışsanız, ömrünüzde hiç yıkanmamış sayılırsınız.”
Sergi için hazırlıklar başladı. Gerekli altyapıyı oluşturmak üzere Yapı Kredi Yayınları ile çalışılmaya karar verildi. Sergilenecek olan objeler için aynı zamanda antika kolleksiyoneri olan Y. Mimar Naim Arnas kendi kolleksiyonundaki hamam eşyalarını bir araya getirdi. Bununla yetinmeyip yeni antikaları kolleksiyonuna kattı. Biz de serginin kurumsal kimlik tasarımı için çalışmaya başladık. Böylece “Eski Hamam Eski Tas” sergisi yavaş yavaş şekillenmeye başladı.
Başından beri takip ettiğimiz projede her geçen günde yeni sorumluluklar edindik. Böylece sergi tasarımı ve poster tasarımı çalışmalarına da dahil olduk. Kısa zaman içerisinde, çok ter dökerek istenen sonuçlara ulaştık. Montaj aşamasından ürün yerleşimine kadar çalışarak hamam kültürünün derinliklerine kadar öğrenerek unutulmayacak türden bir deneyim yaşadık.
Geçtiğimiz hafta Yapı Kredi Kültürve Mido A. Ş. ile birlikte emek verdiğimiz bu proje hayat buldu ve ziyaretçilere açıldı. 7 Mart 2010 tarihine kadar Bursa daTofaş Anadolu Arabaları Müzesininiçerisinde yeni açılan Tofaş Sanat Galerisinde sergiyi gezebilirsiniz. Hamam kültürünün bilmediğiniz yönlerini 7 farklı asır görmüş tarihi bir hamam içerisinde binden fazla objeyi inceleyerek öğrenebilirsiniz.
Sergiyi gezerken bakmak ile yetinmeyip taslarda anlatılan hikayeleri, havlulardaki ince işçiliği, ibriklerdeki zerafeti, sabunlardaki emeği, görür iseniz bu sihirden etkilenip “Hamam da nasıl büyü yapılır” keşfedebilirsiniz.
Eski Hamam Eski Tas sergisine ilişkin detaylı fotoğrafları Dekorasyon ve Uygulama sayfamızda bulabilirsiniz.
Tasarımcılarımızdan Burak Daylan’nın kendi blogunda yazdığı konuyla ilgili yazıyı Burakarub‘ta okuyabilirsiniz.
Tofaş Sanat Galerisi Logosu
Serginin Yapı Kredi Kültür Yayınlarından çıkan kitabı
Sergi tasarımına ilişkin 3 boyutlu bilgisayar görseli
Montaj çalışmaları
Sergi açılışı öncesi
Merak edenler için
Eskiler hamamda kullanılan kirli suyun büyü yapmak için kullanılacağına inanırdı. Bu yüzden hamamcılar arasında “Hamamın suyu dışarı çıkarılmaz” adeti yaygınlaşmıştı.
Takunya tek bir ahşap parçadan oyularak yapılır. Nalın (üstteki fotoğraf) ise takunya ya benzemesine rağmen ahşap parçalar biraraya getirilerek üretilir.
Gülabdan (Fotoğrafta solda) özel davetlerde misafirlere gülsuyu dökmek için kullanılan bir kaptır. Buhurdan(Fotoğrafta sağda) hamamı güzel kokutmak amaçlı içinde bitki ve nesnelerin yakıldığı gümüş, bakır veya tombaktan yapılma kaptır.
Kirdenlik ise kirli çamaşırların konduğu kimi zaman hamamda ters çevrilerek üstüne oturulan kimi zamanda darbuka niyetine kullanılan hamam kazanıdır.
Çocuklar için yapılmış ortası oynar balıklı Erzincan işi pirinç hamam tası
Eski bir marangoz atölyesi olan yeni mekanımızı önce yaşanabilir bir ortam haline getirdik. Şimdi yavaş yavaş zevkle çalışabileceğimiz bir ofise dönüştürmeye çalışıyoruz.
Oldukça yoğun geçen yaz döneminde hem taşınmak hem de yeni ofisimizi tasarlamak ile uğraştık.
Çok daha küçük olan eski ofisimize 6 yılda ne kadar çok eşya sığdırdığımıza şaşırdık.
Müşterilerimizin tasarım taleplerini gerçekleştirmekten fırsat bulduğumuzda, kendi ofisimizin mobilyalarını üretiyoruz ve yavaş yavaş yerleşiyoruz.
Yılbaşı partimiz de tüm Trio dostlarını yeni ofisimiz de ağırlamayı planlıyoruz.
Motorsikletiniz varsa, Haziran’nın 3. Pazartesi işe motorunuzla gidin.
Bu yıl 15 Haziran Pazartesi ”İş Sürüşü” Günü ”Ride to Work” Day
1992′den beri düzenlenen bu oluşum, tüm motorsiklet sahiplerinin aynı gün yollara dökülmesini sağlıyor. Amaç motorsiklet kullanıcılarının trafikte farkedilmesini, motorsiklet kullanımının yaygınlaşmasını, ve motorsiklet kullanıcılarına saygının artmasını sağlamak.
Biz de Trio Tasarım çalışanları olarak motorsiklet kullanımını seviyoruz. Bu hızlı, ucuz ve eğlenceli ulaşım yöntemini sıklıkla işe gidip gelirken kullanıyoruz ve Türkiye de bilinçli olarak kullanımını destekliyoruz.
Geleneksel olarak 18. defa düzenlenen ”İş Sürüşü Günü” daha önce Temmuz ayında gerçekleştiriliyordu. Geçen seneden itibaren Haziran ayının 3. Pazartesi düzenlenmeye karar verildi. Böylece Dünyada küzey yarım küre de sıcak olurken, güney yarım kürede Temmuz ayında olduğu kadar soğuk olmuyor.
İş Sürüşü Günü pazartesi günü Motorsikletleri ile giden sürücülerin tüm hafta boyunca motorlarını kullanmaya davet ediyor.
Türkiye de yaygınlaşması konusunda destek vermek isterseniz www.issurusu.org ziyaret edebilir daha fazla bilgi için www.ridetowork.org adresine bakabilirisiniz.
Her yıl büyük bir heyecanla düzenlediğimizGeleneksel Trio Yaza Merhaba Partisi‘ni ne yazık ki bu bahar gerçekleştiremeyeceğiz. Tüm arkadaşlarımızın ve Trio dostlarının bir araya geldiği, her yıl iki defa düzenlediğimiz partilerimiz 5 yıldır ilk defa aksadı.
Bu aksaklığın bir sebebi yoğun olan çalışma programımızın, yaz aylarına yaklaştığımız şu dönemde daha da artmış olması. Diğer sebebi ise oldukça sevindirici bir gelişme: Yeni yerimize taşınmak. Önümüzdeki aylarda yeni ofisimizi dekore etme ve taşınma telaşı içerisinde olacağız.
Taşındıktan hemen sonra bu güzel olayı yine tüm arkadaş ve müşterilerimizle beraber kutlamayı planlıyoruz. Yeni ofisimizde görüşmek üzere….
Kendimiz, ailemiz, evimiz, sokağımız, şehrimiz, ülkemiz, dünyamız ne kadar temiz, ne kadar sağlıklı, ne kadar saygılıyız geleceğe. Bu soruları tüm bu çeşitliğiyle sorgulayınca pek de bir şey yapmadığımızı fark ederiz. Özellikle biz tasarımcılar, tüketimi körükleyen firmalara hizmet eden bir meslek icra ederken daha fazla sıkıntısını yaşıyoruz bu durumun.
Mesleğimiz gereği geleceği görmeye çalışmak ve geleceğe bir çok bakışlar atmak ile, sıradan insanın fark etmediği, ettiği ama vahametini yeterince kavrayamadığı dünyanın kirlenmesini ve hastalanmasını bilim insanlarından sonra belki de ikinci elden hissetmekteyiz.
Dünyamız iyileşecek mi? bilmiyoruz; belki de geri dönülmez eşiği aşmış bile olabiliriz. Bir yok oluşa doğru bir insan kimliğinden çok tüketici kimliğiyle yol almaktayız belki de.
Her şeye rağmen hala çocuk yapıyorsak ve yaşamaya devam ediyorsak, az veya çok yapacak bir şeylerimiz olmalı. Her şeyden önce çocuklarımızı ve torunlarımızı seviyorsak, bu bizim bir borcumuz olmalı. Varlıklısından, yoksuluna her insanın yapacağı bir çok şey var dünyanın kirlenmesini yavaşlatmak için (umarız en kısa zamanda kirlenmeyi durdurmak ve de temizlemek için).
Yalnızca biraz dikkat ve saygı ile yapılacaklar var; biraz vakit harcanarak yapılacaklar ve biraz para harcanarak yapılacaklar var. Ama hepsi de kirlenmeyi azaltmanın yanında, harcadığınız vakti size kat kat geri kazandıran, harcadığınız parayı kat kat geri ödeyen, harcadığınız saygıyı size kat kat iade eden davranışlar ve seçimler.
Biz Trio Tasarım olarak bu yapılacak şeylerin birkaçını uzun zamandır uyguluyoruz. Madde madde yazınca oldukça çok gibi görünse de, ne kadar az şey yapabildiğimizi gördükçe bir yandan da üzülüyoruz. Fakat bu bir başlangıç, daha çok şey yapacağız, ama ilk önce neler yaptığımızı sizlerle paylaşacağız.
Trio?nun ve çalışanlarının doğa için yaptıkları ve yapmadıkları:
- Ofiste ve evde düşük tüketimli floresan aydınlatma kullanmak ve tasarladığımız projelerde de mümkün olduğunca buna dikkat etmek.
- Mobilya tasarımlarında masif ağaç kullanımını tercih etmemek.
- Ofiste ve evde bina yalıtımı yapılması ile ısıtma ve soğutma için gerekli kaynakları az kullanmak.
- Isıtma ve soğutma için az enerji tüketen, buna rağmen yüksek verimlilikte çalışan ürün ve sistemleri tercih etmek.
- Yüksek verimlilikte düşük hacimli dizel motorlu araç kullanmak.
(Devlet hibrid araçlarda ektra vergi indirimi yaptığı zaman araçlarını değiştirmeyi planlamak)
- Ofis ve ev arası mesafeyi minimumda tutarak, yakıt ve zaman tasarrufu yapmak.
- Motosiklet kullanmak.
- Kağıt, cam ve pil gibi atıkları ayrıştırıp, gerekli yerlere iletmek.
- Ofis bilgisayarlarının monitörlerini düşük elektrik tüketen LCD monitörler ile değiştirmek.
- Mümkün olduğu kadar 9:00-11:00 ve 15:00-18:00 saatlerinde toplantı yapmayıp, şehir trafiğine yük bindirmemek ve yakıt tasarrufu yapmakı.
- Ekolojik tarımla ve hormonsuz olarak üretilen gıdaları tercih ederek, bu sektöre destek vermek.
- Ofiste ve evde doğaya zarar vermeyen veya az zarar veren deterjanlar kullanmak.
- Perlatörlü (perlatör: musluğun ucundaki filtre ile suya hava karıştırarak, suyun basıncını ve hacmini arttırarak, daha az su kullanmamızı sağlar) musluklar kullanarak su tasarrufu yapmak.
- Diş fırçalarken ve tıraş olurken musluğu sürekli açık tutmamak.
- Otomobil ve motosikletlerimizi hortumla yıkamamak (az su tükettiği için basınçlı suyla yıkayan firmaları tercih etmek) ve suyun az olduğu sıcak mevsimlerde araçlarını yıkamamak. (kirli bir motosiklet boş bir camsil fısfısına koyulan bir bardak su ve bir süngerle temizlenebilmektedir)
- Market alış-verişlerinde plastik poşet kullanmamak (uzun ömürlü alış-veriş çantalarından kullanmak, ofiste araçlarında bunları bulundurmak)
- Belli büyüklüklerdeki her iş sonunda yüzlerce ağaç dikmek.
- Kağıt sarfını engellemek amacıyla çalışanlarını ve müşterilerini e-posta iletişimine özendirmek.
- Sigara içmeyi bırakan ve bunu 1 sene boyunca uygulayan çalışanlarına 1 maaş prim vermek.