Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Hakkında Merak Edilenler

26 Temmuz 2008

ÖSS sonuçlarının açıklanmasından sonra Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümlerini tercih etmek isteyen üniversite adaylarından meslek hakkında bilgi isteği ulaşıyor.

Öğrencilerin tasarımcı olma isteğini görmek bizi heyecanlandırıyor ve sevindiriyor. Bize ulaşanlara kendi tecrübelerimize dayanarak elimizden geldiğince cevap vermeye çalışıyoruz.  Bu türden zamalarda iletişim kurmanın ne kadar zor olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bu yüzden Trio Blog üzerinden sorularınızı cevaplamaya çalışalım istedik. Yorumlarda istediğiniz soruyu çekinmeden sorabilirsiniz.

Endüstriyel Tasarım mesleği size göre olabilir veya olmayabilir. Bizim amacımız kararı vermede ihtiyacınız olacak bilgileri elimizden geldiğince verebiliyor olmak. Bu mesleği seçip seçmeme kararını ancak siz verebilirsiniz

Fakat bu hayatınızın önemli kararlarından biri olduğu için sadece tek kaynaktan aldığınız bilgi ile yetinmeyin. Bu yazıda yazılanları da mutlak doğrular olarak kabul etmeyin. Kendi araştırmanızı yapın.

Türkiye’de Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümü bulunan üniversiteler hangileri?

Aşağıda bizim oluşturduğumuz listeyi ve bölümlerin internet adreslerini bulabilirsiniz. Bazı üniversiteler sadece ÖSS puanı ile değil, ÖSS’den sonra uygulanan Özel Yetenek Sınavları da uygulamaktadır. Bu konuda daha detaylı bilgiyi ve giriş koşullarını ÖSYM’nin kitapçığından edinmenizi tavsiye ederiz.

Devlet Üniversiteleri
Anadolu Üniversitesi
Gazi Üniversitesi
İTÜ
Marmara Üniversitesi
Mimar Sinan Üniversitesi
ODTÜ

Vakıf Üniversiteleri
Doğuş Üniversitesi
Haliç Üniversitesi
Yeditepe Üniversitesi
Kadir Has Üniversitesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi

Endüstri Ürünleri Tasarımcılarının iş olanakları nelerdir?

Etrafınızda gördüğünüz seri üretilmiş her ürün televizyon, monitör, telefon, araba, otobüs, otobüs durağı, fare, klavye, bardak, çatal, sandayle …. tasarımcıların elinden çıkmaktadır. Türkiye’de seri üretim yapan firmalardan bir çoğu kendi bünyelerinde tasarımcı çalıştırmaktadır.

Bu firmalardan bir kaç örnek
Dayanıklı tüketim ürünleri üreten firmalar: Arçelik, Vestel, DemirDöküm, Beko
Küçük Elektrikli Ev Eşyaları üreten firmalar: Arzum, Arçelik, King
Mobilya Firmaları: Nurus, Derin, B&T, Çilek Mobilya, Kolleksiyon
Otomotiv Firmaları: Ford Otosan, MAN, Karsan

Bunun dışında mezunlar tasarım ofislerinde ürün tasarımcısı olarak çalışabilirler.
Tasarım ofislerinden birkaç örnek:
Trio Tasarım, Kilit Taşı, Tasarım Üssü, Orhan Irmak Tasarım, Başak Atalay Tasarım Evi, Nesne Tasarım, UB Studio, Can Yalman Design, Designum…

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünün Üniversite adayları için hazırladığı web sitesini incelemenizi ve sitede bulunan sunumu indirip izlemenizi tavsiye ederiz. Sunumun daha küçük halini aşağıda görebilirsiniz.

İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünün tanıtım filmini web sitelerinde izlemeniz mümkün.

Dieter Rams’ın İyi Tasarım İlkeleri

24 Temmuz 2008

dieter ramsAlman firması Braun’nun ünlü tasarımcısı Dieter Rams 20. yüzyılda ürün tasarımına yön veren isimlerden. Dieter Rams “İyi Tasarımı” 10 ilke ile tanımlayarak tasarımcılara yol göstermiştir.

İşte her zaman bakıp hatırlamak gereken ilkeler:

İyi tasarım yaratıcıdır.
Varolan ürünlerin formlarını kopyalamaz veya sadece yenilik olsun diye form yaratmaz.  Ürünün fonksiyonlarında yaratıcılığın ruhu gözükmelidir. Mevcut teknolojik gelişmeler yeni yaratıcı çözümler sunmaya olanak sağlamaktadır.

İyi tasarım ürünü kullanışlı yapar.
Ürün kullanılmak için satın alınır. Ürün ana işlevi ve yardımcı işlevleri için belirli bir amaca hizmet etmelidir. Ürünün kullanılabilirliği ile faydasını optimize etmek tasarımın en önemli görevidir.

İyi tasarım estetiktir.
Hergün kullandığımız ürünler bizim ruh halimizi etkilediği için, ürünün estetik kalitesi onun kullanışlılığının ayrılmaz bir parçasıdır.

İyi tasarım ürünü anlamamıza yardımcı olur.
Tasarım ürünün yapısını açığa kavuşturmalıdır. Daha iyi tasarım ürünün konuşmasını sağlar. En iyi tasarım ürünün kendi kendiliğinden anlaşılmasını sağlar.

İyi tasarım fazla öne çıkmaz.
Ürünlerin amacı araç olarak kullanılmaktır. Sanat eseri olmadıkları gibi dekoratif obje de değildirler. Kullanıcının kendini ifadesine izin vermek için tasarımları tarafsız ve kontrollü olmalıdır.

İyi tasarım dürüsttür.
Tasarım ürünü gerçekte olduğundan daha yaratıcı, daha güçlü veya daha değerli yapmaya çalışmamalı. Tüketiciye tutamayacağı sözler vermemeli.

İyi tasarım dayanıklıdır.
İyi tasarım kısa süre içierisinde moda dışı olacak trendleri izlemez. Günümüzün çabuk tüketen toplumunda iyi tasarlanmış ürünler, kısa hayatlı sıradan ürünlerden dikkat çekici bir biçimde ayrılır.

İyi tasarım son detayına kadar uyumludur.
Tasarımda hiçbirşey keyfi olmamalıdır. Tasarım sürecinin eksiksiz ve hatasız olması, kullanıcıya verilen saygıyı gösterir.

İyi tasarım çevrecidir.
Tasarım mantıklı hammadde kullanımına  ve dengeli bir çevreye katkıda bulunmalıdır.  Sadece gerçek kirliliğe değil, görsel kirliliğe ve çevrenin yok edilmesine de karşı durulmalıdır.

İyi tasarım mümkün olduğunca az tasarımdır.
Az olan daha iyidir. Çünkü esas bakış açılarına konsantre olmayı ve gerekli olmayanlar ile külfetini çektirmemeyi sağlar. Sadeliğe ve basitliğe dönün.

Endüstriyel Tasarımcıların 40 Kötü Alışkanlığı

10 Temmuz 2008

endüstriyel tasarımcıların 40 kötü alışkanlığı
Endüstriyel tasarımcıların sahip olabileceği 25 kötü alışkanlığı Endüstriyel Tasarım Blogu Design Sojourn bir araya getirmiş. Kullanıcıların ekledikleri ile bu sayı 30’a çıkmış. Biz de birkaç ekleme yaparak 40 kötü alışkanlığı oluşturduk.

1) İlham almak için diğer ürünlere bakmak
2) Tasarım Brief’i yaratmamak ya da tasarım briefini (çalışmamak) anlamamak
3) Konseptin tasarım briefini karşılayıp karşılamadığını kontrol etmemek
4) Bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmek
5) Eskiz iletişim becerilerini geliştirmemek
6) Sözlü iletişim becerilerini geliştirmemek
7) Tembellikten ya da ellerini (kirletmemek) kirletmek istemedikleri için konsept model yapmamak
8) İşe geç gelmek
9) Tasarımın kendilerine değil şirkete ait olduğunu anlamamak.
10) Tasarıma duygusal olarak çok bağlanmak.
11) Mühendislik ile dost olmamak
12) Uzlaşmayı unutmak
13) Pazarlama ile dost olmamak
14) Kendini beğenme ile kendine güveni karıştırmak
15) Endüstri ürünleri tasarımının birden çok disipline ait beceri gerektirdiğini unutmak.
16) Mekanda ve ya zihinde dağınık olmak
17) Zaman yönetimi konusunda zayıf olmak
18) 3 boyutlu modellemeye geçemeden önce 3 boyutlu modelleme sürecini planlamamak.
19) Tasarımı 3 boyutlu modelleme programında gerçekleştirmek.
20) İşlerin dokümantasyonun yapılmasını unutmak.
21) Maliyetlerin tasarım kararlarını etkilediğini unutmak.
22) 3 boyutlu modele ve tasarım dosyalarına eskiz açılarını, kısmi ve ara çizimleri eklememek.
23) Çalışmayı kaydetmeyi unutmak ya da daha kötüsü yanlışlıkla silmek.
24) Tasarımı sonuna kadar düşünmeyip, çıkan tasarımsal sorunlardan dolayı parçalara ayrılmasına sebep olmak.
25) Sunumun veya sunum paftalarınında tasarımın bir elemanı olduğunu unutmak.

Kullanıcılar tarafından eklenenler

26) İlk tasarımdan çok memnun kalmak. (design monkey)
27) Aynı tasarımın üst üste eskizini yapıp durmak. (design monkey)
28) Delicesine iyi ürünler geliştireceğine üretilebilir ürünler tasarlamak. (idris mootee)
29) Tasarımın amacının sadece farklı bir şey ortaya çıkarmak değil geliştirmek olduğunu unutmak. (dave pinter)
30) Sürdürebilir tasarıma duyarsız kalmak. (dave pinter)

Bu 30 maddeye bir de biz eklemeler yaptık.

31) İlham almak ile taklit etmeyi birbirine karıştırmak.
32) Gözlem yapmamak.
33) Çok okumanın kendini geliştirmek için yeterli olduğunu sanmak.
34) Müşteri isteklerini hiç önemsememek ya da müşteri isteklerini kanun kabul etmek.
35) Müşteriyi aynı zamanda ürünün kullanıcısı zannetmek ve onun için tasarım yapmak.
36) Kullanıcı hakkında araştırma yapmamak.
37) Kullanım senaryosu oluşturmamak.
38) Sadece kendisin kullanabileceği tasarımlar yapmak.
39) Maliyet odaklı projelerde tasarlanan ürünün fiyatını projenin başında belirlememek.
40) Kullanıcı ihtiyaçlarına göre değil, işveren yanılsamalarına göre tasarım yapmak.

İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmasında Birinci Olan Projeler

03 Temmuz 2008

İMMİB Endüstriyel Tasarım yarışması geçtiğimiz hafta sonuçlandı ve ödüller sahiplerini buldu.

4 farklı alanda ürün tasarımlarını kabul eden yarışmada 108 tasarımcı veya tasarım ekibi ödüllendirildi. Stajyerlerimizden Emre Çağlar da Plastik Ev ve Mutfak eşyaları kategorisinde ikinci oldu.

Emre’nin ve birinci olan yarışmacıların projeleri:

-Metal Mutfak Eşyaları Tasarımları

Büşra Vayvay (Öğrenci) Biber Değirmeni

Lale Taneri (Profesyonel) Yarım bardak Bir kaşık Mutfak ölçü sistemi

-Elektrik Elektronik Küçük Ev Eşyaları Tasarımları

Elif Üregün (Öğrenci)Final Cut Mısır Patlatma Makinesi

Barış Polat ve Sinem Kök (Profesyonel) e-güveç

-Plastik Ev ve Mutfak Eşyaları Tasarımı

Enes Büyüktopbaş (Öğrenci) Aks

Hakan Toy (Profesyonel) Su Taşıma Ünitesi


-Mermer ve Diğer Doğal Taşlardan Ev ve Mutfak Eşyaları Tasarımları

Koray Gelmez ve Ahmet Bekteş (Öğrenci) Öz Karabiber Değirmeni

Ceyhun Akın (Profesyonel) Değirmen

Plastik Ev ve Mutfak Eşyaları kategorisi ikincisi Emre Çağlar Papatya

Dünya Endüstriyel Tasarım Günü

30 Haziran 2008


Ürün tasarımcılarının toplumdaki rolünün anlaşılmasını amaçlayan Dünya Endüstriyel Tasarım Günü 29 Haziran’da ilk defa dün kutlandı.

ICSID International Council of Societies of Industrial Design kuruluşu olan 29 Haziran’ı geçtiğimiz yıl 50. yılına girdiğinde Dünya Endüstriyel Tasarım Günü World Industrial Design Day olarak kutlama kararı aldı. Böylece bu yıl dünyanın bir çok şehrinde gerçekleştirilen etkinliklerle 29 Haziran Dünya Endüstriyel Tasarım Günü oldu.


Türkiye de İTÜ EUTB Taşkışla da düzenlediği etkinlik ile Dünya Endüstriyel Tasarım Gününü kutladı. Etkinlik kapsamında İTÜ Endüstriyel Tasarım Bölümü kuruluşunun 15. yılında bölüm mezunlarını bir araya getirdi.

Ayrıca Nokia ve Icon dergisi sponsorluğunda Nokia Grup Tasarım Direktörü Dr. Eero Miettinen Endüstriyel Tasarım’ın geleceği konulu bir konuşma gerçekleştirdi.

Web tasarımında yapılmaması gereken hatalar

25 Aralık 2007

Hasan Yalçın Web tasarımında yapılmaması gereken 8 büyük hatayı sıralamış.

-Pop up Pencereler
-Karmaşık Navigasyon
-Arka Plan Müziği
-Hatalı Tipografi
-Gereksiz Grafik ve Flash Öğeler
-Farklı Tarayıcıları Desteklememek
-Uygunsuz Reklam Yerleşimi
-Frame Kullanımı

Bütün bunlara katılmamak elde değil. Kurumsal web sayfaları ile ilgili yukarıdakilere ek olarak 8 hatayı da biz ekleyelim istedik:

-Gereksiz intro’lar: Bu şirketinizin kapısından girmek isteyen müşterilerinize “ilk önce tanıtım filmimizi izleyeceksiniz ancak ondan sonra girebilirsiniz” demeye benziyor. Herkes bilgiye anında ulaşmak istiyor. Ama bazı şirketler intro ile ziyaretçilerin zamanını yiyor. Yüklenmesi uzun süren intorlar her seferinde “skip” edilip izlenmeyecekse niye hala varlar.

-Ulaşılmaz ve eksik iletişim bilgileri: Günümüzde çoğu insan firmaların web sitelerini bu firmalara ulaşmak için telefon defteri niyetine kullanıyor. Fakat birçok firma iletişim bilgilerini sitenin içerisine gizliyor. Eğer bu hepsiburada.com’un telefon numaralarını saklaması gibi bilinçli bir tercih değilse web sitesinin tasarımında iletişim bilgilerinizi kolay ulaşılabilir yapın.

Müşterileriniz sizi firmanızda ziyaret ediyorsa adresinizi açıklayıcı bir harita koymadan geçmeyin. Google Maps sayesinde şirketinizin adresini gösteren bir haritayı kolayca hazırlayabilirisiniz.

-Kurumsal web sitesine reklam koymak: Ziyaretçilerinizin kafasını karıştırmak istiyorsanız çok iyi bir yöntem. Kurumsal bir websitesinde kendi ürün ve servislerini tanıtmaya çalışırken ilgili ya da ilgisiz farklı markaların reklamını yapmak potansiyel müşterilerinizde iyi bir etki bırakmayacaktır. Hatta firmanızın ürünlerinin reklamını bile kendi sitenizde yapmanız her zaman iyi bir seçim olmayabilir.

-Giriş yazılı boş ana sayfalar: Ana sayfaya sadece giriş yazıp asıl siteye yönlendirmeyin. Ziyaretçileriniz sitenize girmek için alan adını yazıyorlar bu anasayfaya ulaşmak için yeterli olmalı. Ana sayfada Türkçe-İngilizce dil, Flash – HTML tercihi dışında yapmak zorunda bırakmak genelde ziyaretçilerinizi rahatsız eder. Hangi dilin sizin için önemli olduğuna karar verip sitenizi ona göre tasarlayın. Eğer her iki dilde sizin için çok önemli ise ana sayfanıza her iki dilde olsa mutlaka içerik koyun boş bırakmayın. Flash mı HTML mi kararını da siz verin ve flash kullanacaksanız, flash oynatıcısı olmayanlar (herhalde artık sadece cep telefonlarının tarayıcıları) için önleminizi alın.

-Sesli web sayfaları: Hasan Yalçın zaten arka planda müzik çalmamanın öneminden bahsetmiş. Kurumsal web sitelerinin sadece müzik değil, linklerine basıldığında ses çıkarmaması gerekir. Hoparlörden ses çıkması sadece o bilgisayarın kullanıcısının karar vereceği bir seçimdir. Bir müzik şirketi olsanız bile kullanıcının onayını almadan web sitenizde herhangi bir ses çıkartmayın.

-Yapım aşamasında siteler: Elbette web siteniz daha tasarım aşamasında olabilir. Hatta birçok site yıllardır öyle ama bu sadece yapım aşamasında yazıp bırakılmasını gerektirmez. En azından iletişim bilgilerinizi yazabilirsiniz. Bu telefon bilgilerinize ulaşamayan müşterilerinize kolaylık sağlar.

-Tek bir alan adı ile yetinmek: Tasarım aşamasında web sitenizin alan adını belirliyorsunuz ama siteniz çok ziyaret ediliyorsa ya da şirket isminiz devamlı yanlış anlaşılıyorsa, tek bir alan adı ile yetinmeyin. Ziyaretçilerinizin yapacağı hataları düşünüp o alan adlarını da satın alıp asıl web sitenize yönlendirin. Google’in Googil.com ya da Gogle.com satın alması gibi. Satın almadıkları ya da daha önce satın alınan alan adları Gogul.com gibi yanlış yazımlardan doğan ziyaretçileri değerlendirirken şirketinizle pek bağdaşmayan içerikler sunabililer.

-Güncellenmeyen web siteleri: Bir web sitesinin tasarımın tamamlanmış olması o sitenin işinin bittiği anlamına gelmez. Kurumsal web siteleri şirketlerin müşterileri ile birebir iletişimde olduğu yerlerdir. Sürekli güncellenmeli, yeniliklerden ziyaretçileri haberdar etmeli. Hatta özel günlerde, bayramlarda, tatillerde müşterilerinizi farklı şekilde karşılamasını sağlamak gerekir.

Blogging Pazarlamanın Neresinde? paneli

25 Eylül 2007

Marketingist 2007 bir çok panele sahne oldu. Ne yazık ki tüm fuar boyunca orada bulanamadığım için hepsini izleyemedim ama pazarlama ve tasarım üzerine bir şirket blogu yazarken blogların tartışıldığı bu paneli kaçırmadım.

Marketingma ‘nın yazarı Alper Akcan, Bigumigu‘dan Aygül Pembecioğlu, Kurumsal Haberler‘den Murat Buyurgan ve Pangpeng‘in yazarı Gaye Ör, Serhat Akkılıç yöneticiliğinde blog pazarlama ilişkisini dinleyicilerin önüne yatırdılar. Aşağıda panele katılamayan arkadaşlar için tutmaya çalıştığım notlar bulunuyor.

-Alper Akcan markalar için yüksek meblağlar ödenerek gerçekleştirilen focus gruplara blogların ve internetin ucuz bir alternatif olma imkanından bahsetti. Şirketlerin internette technorati blograzzi gibi sitelerden sürekli kendi markaları hakkında neler konuşulduğunu takip etmeleri gerektiğini vurguladı.

Eğer önümüzdeki yıllarda marka müdürlerinin internete bakış açısını değiştirecek bir cümle varsa oda Alper’in paneldeki “İnternette her gün birileri markanıza tecavüz ediyor!” lafı olur diye düşünüyorum.

-Sevgili Murat Buyurgan şirket bloglarının samimi ve yoruma açık olması konusuna değindi. Murat ayrıca şirketlerin illa kendi blogları olması gerekmediğinden, var olan bloglardan faydalanabileceğini ya da müşterilerine blog yazma olanağı sunmasının da etkileşimi arttırabileceğini söyledi. Şirket blogu yazmadan önce Murat’ın Şirket Blogu Nedir yazısını gözden geçirmek gerekli diye düşünüyorum.

-Bigumigu’dan Aygül Pembecioğlu tüketicilerin internette yaptığı marka aramalarında, blogların daha ulaşılabilir olduğundan ve bloglardaki yorumlarda markaların tartışıldığından bahsetti. Bigumigu’da daha önce haber olan siyah tuvalet kağıdı Renova örneğini vererek bloglarda ürün hakkında marka yetkililerinin etkileşime katılabileceğini gösterdi.

-Sevgili Gaye Ör blog yazarları ile okuyucular arasındaki iletişim sayesinde ürünlerin iyi ve kötü yanlarının çok çabuk yayıldığını, buralarda yazılanları önemseyip bloglar ile irtibat kuran ve geri dönüş yapan markaların kendilerini ön plana taşıdıklarını söyledi.

Tüm konuşmacılar blogların türkiye de etkili kullanılamadığından ve popüler bir markanın önderlik yapıp şirket blogu açmasından sonra şirketlerin blog kullanımının artacağı konusunda hem fikir idi.

Kişisel olarak, blogların potansiyelinin şirketler tarafından değerlendirilmemesi beni üzüyor. Tüketiciler aldıkları ürün ve hizmetleri internette tartışmak, kendileri gibi kullanıcılar ile tanışmak istiyorlar. Bazı sektörlerin bu kolay potansiyeli kullanmaması saçma geliyor. Örneğin milyonlarca dolarlık bir sektör haline gelmiş olan yerli diziler. İzlememe rağmen, eminim ki dizilerdeki karakterlerin ağzından yazılan bloglar çok büyük ilgi görecektir.

Aygül panelle ilgili yazısına bigumigu dan, Murat’ın yazısına interaktif yaklaşım dan ve blog dünyasına epey bir katkısı olan (eminim Bloglama ile o katkılar daha da artacak) Eray Endeş’in yazısına Cisday dan ulaşabilirsiniz.

Bir şeyler çiziktirseniz yeter

23 Ağustos 2007

“Öyle iyi bir şey olmasına gerek yok, bir şeyler çiziktirseniz yeter.” Ne kadar çok duyduk bu cümleyi. Bu talep ile gelen insanlara aslında işin öyle olmadığını anlatmak kolay değildir. Sevgili Ferhan Şensoy “Eşeğin Fikri” kitabında Haldun Taner’in tam da bu talep ile gelenleri nasıl yanıtladığını anlatmış. Çok hoşumuza gitti paylaşmak istedik. Usta yazarın cümlelerini buraya taşıdık.

KÖTÜ BİR ŞEY YAZMAK

Beyoğlu’nda Hasnun Galip sokakta, Onbir Osman’ın Kahvesi adlı bir yer vardır. Onbir Osman hayat ta mı, kahvenin başında mı, bilmiyorum, kahve hala var. Osman bey orada oynanan kumardan yüzde onbir aldığı için namı öyle. Kahvenin müdavimleri, sinema ve tiyatro dünyasının pek ünlü olamayan oyuncularıdır, orada kumar oynar, rol beklerler. Kumar oynamayıp, pencere kenarında oturup, sigara içerek dışarıya bakanlar da vardır.
Mart ayı gelince , tiyatrocu takımının kıçı kalkar, aralarında bir ‘’heyet’’ kurup Anadolu’ya turneye çıkma özlemi içlerini fır dolanır.
Haldun Taner’in ülkemize getirdiği kabare türünün ilk ve en güzel örneği Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun en gözde zamanı, 70’li yıllar, turneye çıkmaya domuzlanan ünsüz tiyatrocuların oluşturduğu bir ekip, deli gibi oyun bulma derdine düşer. Sonunda heyetin ileri gelenleri Taner’in kapısını çalar.Kapı çaldığında, Haldun Hoca’nın çömezi olarak, tesadüfen orada bulunduğum için olayın şahidi olurum. Olaya şahit olmamı bizzat Haldun Taner ister, kalkıp gitmeme engel olur.
Hiç sigara kullanmayan hocam, sigarayı sigaraya ekleyen heyecanlı heyet ileri gelenleri önüne birer kül tablası koyar, kahve sunar. Heyet ileri gelenleri sonunda öksürürler konuyu:
-Bize bir oyun verin hocam! Turneye çıkmak istiyoruz!
Hazır bir oyunu yoktur Taner’in ve kıpır kıpır turne özlemiyle yanıp tutuşan bu adamların çok aceleleri vardır. Üç beş gün içinde, afiş basımı için oyunun ismini, oyuncu sayısını bilmek ve oyunun ilk sayfalarını edinmek istemektedirler. Hemen turneye çıkmaları şarttır.
Taner, sakin ve mütebessim kibarlığı içinde, böyle kısa sürede eser yaratamayacağını dile getirir, başka yazarlara başvurmalarını önerir. Ancak adamlar heyecanlı ısrarlarını sürdürmektedir. Yeniden sigaraları yakar;
-Sizsiz olmaz hocam!
derler. Taner, kibarlığı elden bırakmadan, iyi bir eser yazmanın düşünceyi bulmakla bitmediğini, o eser, o dosya üstüne uzun bir çalışma yapmak gerektiğini anlatmaya uğraşırken, heyetin ileri geleni keser sözünü:
-Bize öyle çok iyi bir şey değil hocam, sizin isminiz yeter. Bir şeyler çiziktirseniz olur yani…
Bunun üzerine Haldun Hoca gözlerinin içi gülerek bana bakar ve aynı gülücükle;
-Öyle kötü bir şey yazmak, benim için çok daha zordur ve çok daha uzun zaman alır!
der, çişi gelir gibi turnesi gelmiş bu arkadaşlara.
Kötü bir şey yazmayı hiçbir yazar istemez. Yazdıklarını beğenmeyen yazar yoktur. Beğenmediklerini yırtıp atmıştır zaten. Gogol beğenmediklerini yakmıştır.
Ve fakat günümüzde ne kötü yazarlar var ve ne kötü ki, onları bir güzel okuyanlar var.

Yeni Mezun Tasarımcıların İş Başvurularında Yaptıkları 5 Büyük Hata

18 Temmuz 2007

Yeni mezun tasarımcı adaylarının internet üzerinden iş başvurusu sırasında yaptıkları hatalar dikkatimizi çekti. Özellikle bir tasarım ofisine CV veya portfolyo yollarken yapılan oldukça basit gözüken normalde beklemeyeceğiniz hataları aşağıda sıraladık.

1-Boş mail ile CV ve Portfolyo göndermek.

Sadece konu kısmına “başvuru” yazıp CV ve portfolyoyu ekleyip mail içeriği olarak hiçbir şey yazmadan iş başvurusu yapmaya çalışmak en büyük hatalardan biri.
Bu türden maillerin yarattığı his ancak şu şekilde açıklanır: Sanki başvuran kişi ofisinizin kapısını çalıp, kapı açılınca içeri dalıyor, masanızın önüne kadar gelip bir an bir şey söyleyecekmiş gibi ağzını yarım yamalak açıyor, siz tam ifadesiz bir şekilde size bakan boş gözlerde bir anlam ararken, o üzerine “başvuru” yazan bir post it yapıştırılmış CV ve Portfolyosunu masanın üzerine atıp hiçbir şey söylemeden kaçıp gidiyor.

İşe başvurduğuz firmaya bir değer katmanız ve orada çalışanların işini kolaylaştırmanız gerekiyor. Fakat daha başvuruyu yaparken Nedir bu mail? Kimdir bu? Niye bizimle çalışmak istiyor? Ne işimize yarar? sorularını çoğunlukla zamanı olmayan birinin tahminine bırakıp ve kendisi cevaplamaya zahmet etmeyen yeni mezunların işi epey zor.

Mailinizi niyet mektubu şeklinde hazırlayın eğer niyet mektubunun ne olduğunu bilmiyorsanız araştırın.

2-Hazır kalıp CV kullanmak.

Siz herhangi bir üniversite mezunu değilsiniz tasarımcı adayısınız. Özgün ve yaratıcı işler ortaya çıkararak geçiminizi sağlayacaksınız. CV’nizi ve Portfolyonuzu tasarlamak profesyonel olarak yapacağınız ilk iştir. Kariyer.net gibi insan kaynakları sitelerinin hazır oluşturduğu özgeçmişleri mailinize kopyalayıp yollamayın.

Photoshop ve MS Word programlarını bildiğinizi yazdıktan sonra muhtemel işvereninize bu küçük tasarım dünyasında defalarca gördükleri bir kalıpla CV göndermenizin iki olası izlenim yaratır:
1-Özgeçmişinizde yazdıklarınız yalan
2- Tembel bir tasarımcısınız.
Arkadaşınızın CV kalıbını kullanmayın. Eğer CV’nizi kendiniz tasarladıysanız arkadaşlarınızla paylaşmayın. Sadece isimleri farklı olan aynı görünümlü bir CV ile aynı işe, aynı anda başvurma olasılığını hatta arka arkaya görüşmeye çağrılma olasılığınızı küçümsemeyin.

3-Özgeçmişe kötü bir fotoğraf koymak

İlk izlenim her zaman en etkilisidir derler. Bir görüşmeye giderken kontrol edemediğiniz birçok sebepten dolayı ilk izlenimiz olumsuz olabilir, ama e-mail ile başvuru yaparken bu konuda avantaj sizde. CV’nize koyacağınız iyi tasarlanmış bir fotoğraf ile kolayca olumlu bir izlenim yaratabilirsiniz. Bu fırsatın farkında olmayanlar aynı hataya düşüp CV’lerine fotoğraf koymuyor. Fakat bundan daha büyük bir hataya düşenler var. Yanlış fotoğrafı koyanlar.

Mühendislerin işi kolay, iyi çekilmiş bir vesikalık fotoğraf yeterli olabilir. Fakat tasarımcı iseniz vesikalık fotoğraf koymak, kolaya kaçmak sayılır. Öte yandan üzerinde en çok uğraştığınız, photoshop bilginizi döktürüp rötuşladığınız, en havalı ve en ilginç fotoğrafınız (yani çoğunluğun Messenger da kullandığı avatar resmi de) genelde CV’ye konulacak türden bir fotoğraf değildir.

Özellikle CV’de kendinizi “takım çalışmasına yatkın, arkadaş canlısı, vb” olarak tanımladıktan sonra “Katil Bakışlı” ya da “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” ifadeli avatar resimlerinizi koymaktan kaçının.

CV’nizi inceleyen kişinin “Ben bu tasarımcı ile çalışabilir miyim?” diye düşünerek fotoğrafınıza bakacağını göz önünde bulundurun. Objektife doğru bakıp gülümsediğiniz ve doğal gözüken bir fotoğraf çoğu zaman daha etkili olacaktır.

4-İnternet üzerinden CV ve Portfolyo gönderirken PDF dışında format kullanmak

Kişisel önerim tasarımcı iseniz ve bir tasarım stüdyosuna başvuruda bulunuyorsanız, CV’nizi PDF dışında başka bir format ile göndermemeniz. PDF yani Portable Document Format günümüzde neredeyse her yeni dizüstü bilgisayara yüklü olarak gelen, masaüstü bilgisayarlarda ise anakart veya ekran kartı sürücüleri ile birlikte otomatik olarak yüklenen Acrobat Reader ile kolayca açılır. Bir bilgisayarda Word veya Photoshop olmama ihtimali oldukça yüksektir ama ücretsiz Acrobat Reader’ın bulunmama olasılığı çok azdır. PDF her bilgisayarda aynı şekilde görüntülenir ve üzerinde değişiklik yapılamaz. Oysa Word dokümanı olarak gönderdiğiniz bir CV, seçtiğiniz özel fontlar, ya da gönderdiğiniz bilgisayardaki ön izleme seçenekleri yüzünden, sizin kaydettiğiniz şekilde görüntülenmeyebilir. Mecbur değilseniz doc, xcl, xml, ppt, htm, jpg, exe, psd, tiff vb. formatları kullanmaktan kaçının. Zaten PDF formatındaki bir CV sizi daha profesyonel gösterecektir.

Portfolyo gönderirken ise sırası karışık farklı farklı isimlendirilmiş çeşitli resim formatlarında birden fazla dosya göndermek iyi bir seçim değil. Paftalarınızı anlamlı bir sırada arka arkaya göstermek sunum için en etkili yöntem olacaktır. Ama bunu yapmak için EXE formatında bir sunum dosyası hazırlamayı aklınızdan bile geçirmeyin. EXE dosyası eğer Antivirüs programına takılmaz ise, bilgisayarını seven ve sizi tanımayan kişiler tarafından hiç açılmayacaklardır. Benzer şekilde zip, rar, fla, htm, html dosyaları da virüs ya da açılma sorunları yaratabilir. En mantıklı tercih yine PDF ya da Power Point Slide Show dosyası olan PPS olacaktır. Eğer Portfolyonuz için Power Point kullanacaksanız çalışma dosyası olan PPT formatını değil, bir sunum dosyası olan PPS formatında göndermeye özellikle dikkat edin. Aradaki farkı bilmiyorsanız Google’dan öğrenin.

PDF dosyası yaratmak için illa ücretli bir programa ihtiyacınız yok. Basit ve ücretsiz PDF yazıcısı PDF 995 programı kolaylıkla işinizi görebilir. Öncelikle yine ücretsiz olan ve aynı siteden indirebileceğiniz PDF dönüştürücüyü bilgisayarınıza kurmanız gerekli. Sonra istediğiniz dokümanı PDF 995 yazıcısını seçip çıktı alır gibi kayıt edebilirsiniz.

Eğer gönderdiğiniz tasarım firması PDF formatından haberdar değilse bu firma bana ne katabilir diye bir daha düşünün.

5-Açılmayan dosyalar veya gönderilemeyen mailler ile başvuru yapmak

Başvuru yaptığınız şirket eğer bir ilan vermişse aynı anda birçok aday ile ilgilenmek zorunda kalır. Eğer başvuru için gerekli olan dosyalarda herhangi bir problem oluşursa şansınızı kaybedebilirsiniz. Emaile “ekteki CV ve Portfolyomu ….” yazdıktan sonra dosya eklemeyi unutmak herhalde en çok yapılan hatalardan biridir. Bu şekilde gönderilen mailler karşı tarafa dikkatsiz olduğunuz izlenimi verir. Mailinizde ya da eklediğiniz dosyalarda virüs bulunması ise daha büyük bir hatadır. Virüslü mail göndermek hem dikkatsiz ve hem de bilgisiz olduğunuz izlenimi yaratır. Fakat gönderdiğiniz dosyalar açılmıyorsa karşınızdaki kişi bir de beceriksiz olduğunuzu düşünebilir. Genelde problem dosya isminde türkçe karakter kullanmaktır. Sizin bilgisayarınızda kolayca açılan hiçbir problem yaratmayan bu dosya isimleri internette ve karşı tarafın bilgisayarında problem yaratabilir.

İnternette gönderdiğiniz dosya isimlerinde ve mail konu başlıklarında TURKCE KARAKTER KULLANMAYIN ne yazık ki Windows işletim sistemi bu konuda hala problemli. En iyi çözüm başvuru mailinizi ilk önce kendinize yollamak olacaktır. Maili açın, baştan sonra okuyun kontrol edin ve her şeyden emin olduktan sonra kendi mail adresinizi de BCC kısmına ekleyerek başvurunuzu yapın.

Ayrıca gönderdiğiniz dosyaların sadece kendi bilgisayarınızda değil farklı bilgisayarlarda da açılıp açılmadığını kontrol edin.

Bazı mail sunucuları farklı formattaki dosyaları ve belli büyüklükteki mailleri kabul etmeyebilir. Mailinizin ulaşması gereken yere iletilip iletilmediğini sizin kontrol etmeniz gerekir. Eğer bir ilana başvuruyorsanız ve size başvurunuzun alındığına dair herhangi bir uyarı gelmez ise (çoğunlukla şirketler böyle bir uygulama yapmaz) birkaç gün içerisinde başvurunuzu alınıp alınmadığı hakkında bir mail atın. Hala cevap alamazsanız başvuru yaptığınız şirkete telefon açıp mailinizin ulaşıp ulaşmadığını sorun.

Ek olarak

6-Profesyonel gözükmemek

Yeni mezunların en sık yaptığı hatalardan biride hala öğrenci gibi davranmaktır. İş dünyası ciddiyetten hoşlanır. Karşınızdakilerin sizi ciddiye alması için bir profesyonel gibi davranmanız gerekir. Başvurunuzda bunu yansıtın. Maillerinizin altına adınızı soyadınızı ve iletişim bilgilerinizi içeren bir imza koymayı alışkanlık haline getirin. Outlook Express veya benzeri bir program kullanarak gönderdiğiniz her mailden okundu bilgisi isteyin. İş başvurunuzda dikkat etmeden yapacağınız küçük hatalar profesyonel görünümünüze zarar verir.

Örneğin:
Ortaokul takma adınızı içeren email adresi ile başvuru yapmak;
Cvim1 şeklinde dosya isimleri kullanmak;
Tamamı büyük harfle yazılmış email göndermek;
Yazıları “çet” dili ile yazmak;
İmla ve dilbilgisine özen göstermemek;
Noktalama işaretlerini yanlış kullanmak;
CV’de ad ve soyad yazmayı unutmak (garip bir şekilde sık yapılan bir hata;
Boş alan kullanımı bol, 2-3 sayfalık özgeçmiş oluşturmak;
İlkokul adını ve mezuniyet derecesini özgeçmişe koymak ve en üste yerleştirmek;
Doğum yeriniz, burcunuz, kan grubunuzu yazarak özgeçmişi doldurmaya çalışmak;
Başvurduğunuz pozisyonla ilgisi olmayan derslerinizin açıklamalarına yer vermek;

Burada yazdığımız hataların hepsi ile birebir karşılaştık ya da zamanında kimse uyarmadığı için biz de yaptık. Sizin yaptığınız ya da karşılaştığınız hatalar varsa paylaşabilirsiniz.

Likemind İstanbul

15 Haziran 2007

Dünyanın bir çok şehrinde aynı kafada insanlar her ayın bir cuma sabahı buluşup sohbet ediyor. “Likemind” adındaki bu etkinlikte, benzer zihinlere sahip insanlar ile tanışma, yeni fikirler yaratma ve paylaşma imkanı buluyorsunuz.
Geçtiğimiz ay Likemind’ın İstanbul ayağını Alemşah ve Özgür başlattı. Kanyon Starbucks’ta sabahın 8 buçuğunda buluşup, kahve ile zihinleri uyandığı etkinliğin ilki oldukça eğlenceli geçmişti. İkincisi de bugün gerçekleşti. Çekilen fotoğraflara Flickr‘dan ulaşabilirsiniz.

likemind