Bir şeyler çiziktirseniz yeter

23 Ağustos 2007

“Öyle iyi bir şey olmasına gerek yok, bir şeyler çiziktirseniz yeter.” Ne kadar çok duyduk bu cümleyi. Bu talep ile gelen insanlara aslında işin öyle olmadığını anlatmak kolay değildir. Sevgili Ferhan Şensoy “Eşeğin Fikri” kitabında Haldun Taner’in tam da bu talep ile gelenleri nasıl yanıtladığını anlatmış. Çok hoşumuza gitti paylaşmak istedik. Usta yazarın cümlelerini buraya taşıdık.

KÖTÜ BİR ŞEY YAZMAK

Beyoğlu?nda Hasnun Galip sokakta, Onbir Osman?ın Kahvesi adlı bir yer vardır. Onbir Osman hayat ta mı, kahvenin başında mı, bilmiyorum, kahve hala var. Osman bey orada oynanan kumardan yüzde onbir aldığı için namı öyle. Kahvenin müdavimleri, sinema ve tiyatro dünyasının pek ünlü olamayan oyuncularıdır, orada kumar oynar, rol beklerler. Kumar oynamayıp, pencere kenarında oturup, sigara içerek dışarıya bakanlar da vardır.
Mart ayı gelince , tiyatrocu takımının kıçı kalkar, aralarında bir ??heyet?? kurup Anadolu?ya turneye çıkma özlemi içlerini fır dolanır.
Haldun Taner?in ülkemize getirdiği kabare türünün ilk ve en güzel örneği Devekuşu Kabare Tiyatrosu?nun en gözde zamanı, 70?li yıllar, turneye çıkmaya domuzlanan ünsüz tiyatrocuların oluşturduğu bir ekip, deli gibi oyun bulma derdine düşer. Sonunda heyetin ileri gelenleri Taner?in kapısını çalar.Kapı çaldığında, Haldun Hoca?nın çömezi olarak, tesadüfen orada bulunduğum için olayın şahidi olurum. Olaya şahit olmamı bizzat Haldun Taner ister, kalkıp gitmeme engel olur.
Hiç sigara kullanmayan hocam, sigarayı sigaraya ekleyen heyecanlı heyet ileri gelenleri önüne birer kül tablası koyar, kahve sunar. Heyet ileri gelenleri sonunda öksürürler konuyu:
-Bize bir oyun verin hocam! Turneye çıkmak istiyoruz!
Hazır bir oyunu yoktur Taner?in ve kıpır kıpır turne özlemiyle yanıp tutuşan bu adamların çok aceleleri vardır. Üç beş gün içinde, afiş basımı için oyunun ismini, oyuncu sayısını bilmek ve oyunun ilk sayfalarını edinmek istemektedirler. Hemen turneye çıkmaları şarttır.
Taner, sakin ve mütebessim kibarlığı içinde, böyle kısa sürede eser yaratamayacağını dile getirir, başka yazarlara başvurmalarını önerir. Ancak adamlar heyecanlı ısrarlarını sürdürmektedir. Yeniden sigaraları yakar;
-Sizsiz olmaz hocam!
derler. Taner, kibarlığı elden bırakmadan, iyi bir eser yazmanın düşünceyi bulmakla bitmediğini, o eser, o dosya üstüne uzun bir çalışma yapmak gerektiğini anlatmaya uğraşırken, heyetin ileri geleni keser sözünü:
-Bize öyle çok iyi bir şey değil hocam, sizin isminiz yeter. Bir şeyler çiziktirseniz olur yani?
Bunun üzerine Haldun Hoca gözlerinin içi gülerek bana bakar ve aynı gülücükle;
-Öyle kötü bir şey yazmak, benim için çok daha zordur ve çok daha uzun zaman alır!
der, çişi gelir gibi turnesi gelmiş bu arkadaşlara.
Kötü bir şey yazmayı hiçbir yazar istemez. Yazdıklarını beğenmeyen yazar yoktur. Beğenmediklerini yırtıp atmıştır zaten. Gogol beğenmediklerini yakmıştır.
Ve fakat günümüzde ne kötü yazarlar var ve ne kötü ki, onları bir güzel okuyanlar var.

Yeni Mezun Tasarımcıların İş Başvurularında Yaptıkları 5 Büyük Hata

18 Temmuz 2007

Yeni mezun tasarımcı adaylarının internet üzerinden iş başvurusu sırasında yaptıkları hatalar dikkatimizi çekti. Özellikle bir tasarım ofisine CV veya portfolyo yollarken yapılan oldukça basit gözüken normalde beklemeyeceğiniz hataları aşağıda sıraladık.

1-Boş mail ile CV ve Portfolyo göndermek.

Sadece konu kısmına “başvuru” yazıp CV ve portfolyoyu ekleyip mail içeriği olarak hiçbir şey yazmadan iş başvurusu yapmaya çalışmak en büyük hatalardan biridir.
Bu türden maillerin yarattığı his, ancak şu şekilde açıklanır:   Sanki başvuran kişi ofisinizin kapısını çalıp, kapı açılınca içeri dalıyor; masanızın önüne kadar gelip bir an bir şey söyleyecekmiş gibi ağzını yarım yamalak açıyor; siz tam ifadesiz bir şekilde size bakan boş gözlerde bir anlam ararken, o üzerine “başvuru” yazan bir post it yapıştırılmış CV ve Portfolyosunu masanın üzerine atıp hiçbir şey söylemeden kaçıp gidiyor.

İşe başvurduğuz firmaya bir değer katmanız ve orada çalışanların işini kolaylaştırmanız gerekiyor. Fakat, daha başvuruyu yaparken” Nedir bu mail?  Kimdir bu?  Niye bizimle çalışmak istiyor?  Ne işimize yarar?  ” sorularını çoğunlukla zamanı olmayan birinin tahminine bırakıp ve kendisi cevaplamaya zahmet etmeyen yeni mezunların işi epey zor.

Mailinizi niyet mektubu şeklinde hazırlayın eğer niyet mektubunun ne olduğunu bilmiyorsanız araştırın.

2-Hazır kalıp CV kullanmak.

Siz herhangi bir üniversite mezunu değilsiniz tasarımcı adayısınız. Özgün ve yaratıcı işler ortaya çıkararak geçiminizi sağlayacaksınız. CV’nizi ve Portfolyonuzu tasarlamak profesyonel olarak yapacağınız ilk iştir. Kariyer.net gibi insan kaynakları sitelerinin hazır oluşturduğu özgeçmişleri mailinize kopyalayıp yollamayın.

Photoshop ve MS Word programlarını bildiğinizi yazdıktan sonra muhtemel işvereninize bu küçük tasarım dünyasında defalarca gördükleri bir kalıpla CV göndermenizin iki olası izlenim yaratır:
1-Özgeçmişinizde yazdıklarınız yalan
2- Tembel bir tasarımcısınız.
Arkadaşınızın CV kalıbını kullanmayın. Eğer CV’nizi kendiniz tasarladıysanız arkadaşlarınızla paylaşmayın. Sadece isimleri farklı olan aynı görünümlü bir CV ile aynı işe, aynı anda başvurma olasılığını hatta arka arkaya görüşmeye çağrılma olasılığınızı küçümsemeyin.

3-Özgeçmişe kötü bir fotoğraf koymak

İlk izlenim her zaman en etkilisidir derler. Bir görüşmeye giderken kontrol edemediğiniz birçok sebepten dolayı ilk izlenimiz olumsuz olabilir, ama e-mail ile başvuru yaparken bu konuda avantaj sizde. CV’nize koyacağınız iyi tasarlanmış bir fotoğraf ile kolayca olumlu bir izlenim yaratabilirsiniz. Bu fırsatın farkında olmayanlar aynı hataya düşüp CV’lerine fotoğraf koymuyor. Fakat bundan daha büyük bir hataya düşenler var. Yanlış fotoğrafı koyanlar.

Mühendislerin işi kolay, iyi çekilmiş bir vesikalık fotoğraf yeterli olabilir. Fakat tasarımcı iseniz vesikalık fotoğraf koymak, kolaya kaçmak sayılır. Öte yandan üzerinde en çok uğraştığınız, photoshop bilginizi döktürüp rötuşladığınız, en havalı ve en ilginç fotoğrafınız (yani çoğunluğun Messenger da kullandığı avatar resmi de) genelde CV’ye konulacak türden bir fotoğraf değildir.

Özellikle CV’de kendinizi “takım çalışmasına yatkın, arkadaş canlısı, vb. olarak tanımladıktan sonra  ”katil bakışlı” ya da “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?! ” ifadeli avatar resimlerinizi koymaktan kaçının.

CV’nizi inceleyen kişinin “Ben bu tasarımcı ile çalışabilir miyim?” diye düşünerek fotoğrafınıza bakacağını göz önünde bulundurun. Objektife doğru bakıp gülümsediğiniz ve doğal gözüken bir fotoğraf, çoğu zaman daha etkili olacaktır.

4-İnternet üzerinden CV ve Portfolyo gönderirken PDF dışında format kullanmak

Kişisel önerim tasarımcı iseniz ve bir tasarım stüdyosuna başvuruda bulunuyorsanız, CV’nizi PDF dışında başka bir format ile göndermemeniz. PDF yani Portable Document Format günümüzde neredeyse her yeni dizüstü bilgisayara yüklü olarak gelen, masaüstü bilgisayarlarda ise anakart veya ekran kartı sürücüleri ile birlikte otomatik olarak yüklenen Acrobat Reader ile kolayca açılır. Bir bilgisayarda Word veya Photoshop olmama ihtimali oldukça yüksektir ama ücretsiz Acrobat Reader’ın bulunmama olasılığı çok azdır. PDF her bilgisayarda aynı şekilde görüntülenir ve üzerinde değişiklik yapılamaz. Oysa Word dokümanı olarak gönderdiğiniz bir CV, seçtiğiniz özel fontlar, ya da gönderdiğiniz bilgisayardaki ön izleme seçenekleri yüzünden, sizin kaydettiğiniz şekilde görüntülenmeyebilir. Mecbur değilseniz doc, xcl, xml, ppt, htm, jpg, exe, psd, tiff vb. formatları kullanmaktan kaçının. Zaten PDF formatındaki bir CV sizi daha profesyonel gösterecektir.

Portfolyo gönderirken ise sırası karışık farklı farklı isimlendirilmiş çeşitli resim formatlarında birden fazla dosya göndermek iyi bir seçim değil. Paftalarınızı anlamlı bir sırada arka arkaya göstermek sunum için en etkili yöntem olacaktır. Ama bunu yapmak için EXE formatında bir sunum dosyası hazırlamayı aklınızdan bile geçirmeyin. EXE dosyası eğer Antivirüs programına takılmaz ise, bilgisayarını seven ve sizi tanımayan kişiler tarafından hiç açılmayacaklardır. Benzer şekilde zip, rar, fla, htm, html dosyaları da virüs ya da açılma sorunları yaratabilir. En mantıklı tercih yine PDF ya da Power Point Slide Show dosyası olan PPS olacaktır. Eğer Portfolyonuz için Power Point kullanacaksanız çalışma dosyası olan PPT formatını değil, bir sunum dosyası olan PPS formatında göndermeye özellikle dikkat edin. Aradaki farkı bilmiyorsanız Google’dan öğrenin.

PDF dosyası yaratmak için illa ücretli bir programa ihtiyacınız yok. Basit ve ücretsiz PDF yazıcısı PDF 995 programı kolaylıkla işinizi görebilir. Öncelikle yine ücretsiz olan ve aynı siteden indirebileceğiniz PDF dönüştürücüyü bilgisayarınıza kurmanız gerekli. Sonra istediğiniz dokümanı PDF 995 yazıcısını seçip çıktı alır gibi kayıt edebilirsiniz.

Eğer gönderdiğiniz tasarım firması PDF formatından haberdar değilse bu firma bana ne katabilir diye bir daha düşünün.

5-Açılmayan dosyalar veya gönderilemeyen mailler ile başvuru yapmak

Başvuru yaptığınız şirket eğer bir ilan vermişse aynı anda birçok aday ile ilgilenmek zorunda kalır. Eğer başvuru için gerekli olan dosyalarda herhangi bir problem oluşursa şansınızı kaybedebilirsiniz. Emaile “ekteki CV ve Portfolyomu” yazdıktan sonra dosya eklemeyi unutmak herhalde en çok yapılan hatalardan biridir. Bu şekilde gönderilen mailler karşı tarafa dikkatsiz olduğunuz izlenimi verir. Mailinizde ya da eklediğiniz dosyalarda virüs bulunması ise daha büyük bir hatadır. Virüslü mail göndermek hem dikkatsiz ve hem de bilgisiz olduğunuz izlenimi yaratır. Fakat gönderdiğiniz dosyalar açılmıyorsa karşınızdaki kişi bir de beceriksiz olduğunuzu düşünebilir. Genelde problem dosya isminde türkçe karakter kullanmaktır. Sizin bilgisayarınızda kolayca açılan hiçbir problem yaratmayan bu dosya isimleri internette ve karşı tarafın bilgisayarında problem yaratabilir.

İnternette gönderdiğiniz dosya isimlerinde ve mail konu başlıklarında TURKCE KARAKTER KULLANMAYIN ne yazık ki Windows işletim sistemi bu konuda hala problemli. En iyi çözüm başvuru mailinizi ilk önce kendinize yollamak olacaktır. Maili açın, baştan sonra okuyun kontrol edin ve her şeyden emin olduktan sonra kendi mail adresinizi de BCC kısmına ekleyerek başvurunuzu yapın.

Ayrıca gönderdiğiniz dosyaların sadece kendi bilgisayarınızda değil farklı bilgisayarlarda da açılıp açılmadığını kontrol edin.

Bazı mail sunucuları farklı formattaki dosyaları ve belli büyüklükteki mailleri kabul etmeyebilir. Mailinizin ulaşması gereken yere iletilip iletilmediğini sizin kontrol etmeniz gerekir. Eğer bir ilana başvuruyorsanız ve size başvurunuzun alındığına dair herhangi bir uyarı gelmez ise (çoğunlukla şirketler böyle bir uygulama yapmaz) birkaç gün içerisinde başvurunuzu alınıp alınmadığı hakkında bir mail atın. Hala cevap alamazsanız başvuru yaptığınız şirkete telefon açıp mailinizin ulaşıp ulaşmadığını sorun.

Bu 5 madde en çok karşılaştığımız hatalar. Bunun dışında başvurularda gördüğümüz diğer küçük hataları ek bir madde de toplamaya çalıştık.

Profesyonel gözükmemek

Yeni mezunların en sık yaptığı hatalardan biride hala öğrenci gibi davranmaktır. İş dünyası ciddiyetten hoşlanır. Karşınızdakilerin sizi ciddiye alması için bir profesyonel gibi davranmanız gerekir. Başvurunuzda bunu yansıtın. Maillerinizin altına adınızı soyadınızı ve iletişim bilgilerinizi içeren bir imza koymayı alışkanlık haline getirin. Outlook Express veya benzeri bir program kullanarak gönderdiğiniz her mailden okundu bilgisi isteyin. İş başvurunuzda dikkat etmeden yapacağınız küçük hatalar profesyonel görünümünüze zarar verir.

Örneğin:
- Ortaokul takma adınızı içeren email adresi ile başvuru yapmak
- Cvim1 şeklinde dosya isimleri kullanmak
- Tamamı büyük harfle yazılmış email göndermek
- Yazıları “çet” dili ile yazmak
- İmla ve dilbilgisine özen göstermemek
- Noktalama işaretlerini yanlış kullanmak
- CV’de ad ve soyad yazmayı unutmak (garip bir şekilde sık yapılan bir hata)
- Boş alan kullanımı bol, 2-3 sayfalık özgeçmiş oluşturmak
- İlkokul adını ve mezuniyet derecesini özgeçmişe koymak ve en üste yerleştirmek
- Doğum yeriniz, burcunuz, kan grubunuzu yazarak özgeçmişi doldurmaya çalışmak
- Başvurduğunuz pozisyonla ilgisi olmayan derslerinizin açıklamalarına yer vermek

Burada yazdığımız hataların hepsi ile birebir karşılaştık ya da zamanında kimse uyarmadığı için biz de yaptık. Sizin yaptığınız ya da karşılaştığınız hatalar varsa paylaşabilirsiniz.

Likemind İstanbul

15 Haziran 2007

Dünyanın bir çok şehrinde aynı kafada insanlar her ayın bir cuma sabahı buluşup sohbet ediyor. “Likemind” adındaki bu etkinlikte, benzer zihinlere sahip insanlar ile tanışma, yeni fikirler yaratma ve paylaşma imkanı buluyorsunuz.
Geçtiğimiz ay Likemind’ın İstanbul ayağını Alemşah ve Özgür başlattı. Kanyon Starbucks’ta sabahın 8 buçuğunda buluşup, kahve ile zihinleri uyandığı etkinliğin ilki oldukça eğlenceli geçmişti. İkincisi de bugün gerçekleşti. Çekilen fotoğraflara Flickr‘dan ulaşabilirsiniz.

likemind


Girişimcilere İşe Dönüşen, İş Büyüten Fikirler Programı

13 Haziran 2007

İnovasyon, innovation, yaratıcı fikir, ticari fikir, icat, ticat (ticari icat), buluş, iş fikri ne derseniz deyin, potansiyeli olan parlak yeni bir fikir bulunca hemen hayata geçirmek ve bir iş yaratmak ister insan. Ne de olsa işin zor olan kısmı aşılmış, başkalarının göremediği ve para kazandıracak süper bir fikir bulunmuştur. Fakat parlak bir fikri hayata geçirmek onu bulmaktan daha zordur. Eğer deneyiminiz yoksa bu durum haritanız olmadan karanlık bir ormana girmeye benzer. Yolu aydınlatacak bir ışık arayan girişimcilere, Akbank ?İşe Dönüşen, İşi Büyüten Fikirler? programını hazırlamış.

İş tasarlama, uygulama ve yönetme konularında işi bilenlerden eğitim almak isterseniz 17 Haziran’a kadar programa katılmak için başvurabilirsiniz.

“Girişimci bireylere ve şirketlere, danışmanlık, proje geliştirme ve eğitim konularında destek vermek amacıyla gerçekleştirilen programı Endeavor, İnovent ve KAGİDER destekliyor.

Yeni fikri olan, fikrini işe dönüştürmek, şirketini büyütmek isteyen girişimcilerin yetiştirildiği program, girişimcilere kurmak istedikleri işlerini nasıl tasarlayacakları, uygulamaya koyacakları ve yönetecekleri konularında eğiterek yol gösteriyor. Girişimcilere başarılı, verimli bir işletme kurmalarını sağlayacak başta iş planı olmak üzere sağlam bir altyapı sunabilmek, gerekli eğitimleri vermek, uygulamalı proje çalışmaları gerçekleştirmek için destek oluyor.”

Detaylı bilgiyi burada başvuru formunu burada bulabilirsiniz..

Geleneksel Trio Yaza Merhaba Partisi 07

03 Mayıs 2007

Bu yıl Mayıs ayında gerçekleştireceğimiz “Trio Yaza Merhaba Partisi” için davetiyeleri göndermeye başladık. Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz partiye geçen sene geldiyseniz bu yıl yine davetlisiniz. Fakat davetiye emailimiz elinize ulaşmadıysa lütfen bizimle irtibata geçin.

İlk defa davet edilen ve her zaman gelipte unutan konuklarımıza küçük bir öneri parti için hazırlanan yiyecekleri fazlaca tatmak istiyorsanız “tok” gelmeyin.

Tasarımcılar Küresel Isınmaya Karşı

14 Nisan 2007

Küresel Isınma, medeniyetimizin bu gezegenin başına açtığı en büyük bela. Hergün hepimiz kullandığımız, ürettiğimiz ve tükettiğimiz ürünler ile bu sorunu daha da büyütüyoruz. Ne yazık ki çoğunluk Küresel Isınma’dan haberdar değil. Haberdar olanlar da bireylerin önlem alamayacağını bunu ancak hükümetlerin önleyebileceğine inanıyor. Fakat hepimiz birer tüketici olarak Küresel Isınma’yı önleme konusunda bireysel katkılarda bulunabiliriz.

Biz tasarımcılar olarak nasıl bir katkıda bulanabileceğimizi düşünürken, Vancouver’da smashLAB tasarım stüdyosunun bu konuda çoktan adım attığını gördük.

Tasarım Değişim Yaratabilir: Design Can Change Tasarımcıların Küresel Isınmayı önleme konusunda bilinçlendirmeyi ve bir araya getirmeyi amaçlıyor. Tasarımcılar olarak yaptığımız projeler ile farkındalık yaratabilir, daha çok insanın bilinçlenmesine yardımcı olabiliriz.
Etki yaratmaya güzel bir örnek sevgili Tunç Kılınç, Fikir Atölyesi blogunda yazdığı aslında konu ile ilgisi olmayan bir yazı zincirleme bir reaksiyon yarattı. Bir grup çevre gönüllüsü “Bir Kişiyi Daha Uyarabilmek İçin Bin Mil Daha” yol kat etmeye karar verdi. Global Warning adındaki grup küresel ısınmayı, küresel olarak uyarmak amacı 3 yıl boyunca tüm dünyayı dolaşacak.
Tasarımcılar olarak dünyayı dolaşmamıza gerek yok; işimizi yapmaya devam ederek bir çok insana ulaşabilir, projelerimizde sürdürülebilir tasarımlar gerçekleştirebiliriz.

Bu katkıyı dünyayı dolaşarak yapmak istiyorsanız Global Warning ekibi henüz yola çıkmamış.

Tasarımcılara En Çok Söylenen 10 Yalan

07 Nisan 2007

Tasarımcılar ve sanatçılar için iş hayatı oldukça zorlu ve engebeli bir yol. Mark W. Lewis kaleme aldığı Tecrübesiz Tasarımcılara en çok söylenen 10 Yalan yazısında, ticaret hayatında devamlı karşılaştığımız yalanların detaylı bir listesini hazırlamış. Benzer yalanları defalarca duyduğumuzu görünce, yeni mezun tasarımcıların bizim zor yoldan edindiğimiz deneyimleri yaşamak zorunda kalmamaları için paylaşmak istedik ve Türkçeye çevirdik.

Tecrübesiz Artist ve Tasarımcılara En Çok Söylenen 10 Yalan

1 “Bu seferkini ucuza (veya bedava) yap, bir sonrakin de telafi ederiz.”
Saygıdeğer hiçbir firma veya işadamı daha sonra telafi edileceği umuduyla emeğini ve zamanını bedavaya vermez. Bir tesisatçıya “Hadi gel. Lavaboyu bedavaya ver. Yerine monte et. Bir daha lavaboya ihtiyacımız olduğunda bu seferkini telafi ederiz.” dediğinizi hayal edebiliyor musunuz? Size kahkahalarla güler. Büyük ihtimalle önemli bir iş olduğunda tekrar sizi aramazlar.

2 “Son ürünü görene kadar bir kuruş bile ödemeyiz.”
Bu müşterinin size avans almaktan vazgeçmeniz için yem atmasıdır. Neredeyse tüm iş kolları depozit veya avans gerektirir. Müşterinizle yürüyen bir iş ilişkisi oluşturduğunuzda farklı bir anlaşma yapabilirsiniz. Ama yeni bir müşteri, tanışmanın hemen ardından, ilk eskizlerinizi ücretini ödemeden istememeli.

3 “Bu işi bizim için yap, piyasada tanınırsın. İşler oluk gibi akar.”
Balon. Bir tesisatçıya “Bu lavaboyu tak arkadaşım. Ardından bir sürü iş alacaksın” deyin. Tesisatçının cevabı “Yani işi iyi bir şekilde yapsam bile, fark edilmek için bedavaya mı yapmam gerekiyor? O zaman kayda değer olmaz ki.” olur. Ayrıca işi yaptıran kişi, herkese normalde işin (x) liraya mal olduğunu ama kendisi gibi parlak iş adamının bedavaya yaptırdığını böbürlenerek anlatacaktır. Eğer arayan olursa, onlarda aynı bedeli veya daha iyisini bekleyeceklerdir.

4 Eskiz ya da konseptlere bakarken “Seninle çalışıp çalışmamaya henüz karar vermedik. Ama sunumu burada bırak ben ortağımla/yatırımcımla/karımla/patronumla görüşeyim.”
Sunumunuzu teslim ettikten 15 dakika sonra bunu söyleyen kişinin vermiş olduğunuz konsept ile diğer tasarımcıları telefonla arayarak fiyat teklifi isteyeceğinden emin olabilirsiniz. Geri aradığınızda fiyatlarınızın çok yüksek olduğu ve “Ali Uçurur Tasarım  Tanıtım” firmasının işi aldığını öğrenirsiniz. Onlar neden daha ucuz olmasınlar ki? Siz saatler harcanmış tasarım ve danışmanlık emeğinizi bedavaya verdiniz.
Anlaşmaya varana kadar, YARATICI HİÇBİR ÇALIŞMAYI MÜŞTERİNİN OFİSİNDE BIRAKMAYIN.

5 “İş İPTAL OLMADI, sadece ertelendi. Hesabı açık bırakın bir iki ay sonra devam ederiz.”
Hıııım. Büyük ihtimalle etmez. İş duraksıyorsa muhtemelen ölüdür. O zamana kadar yapılmış işin ücretini almamak da büyük bir hata olur. İki ay sonra aradığınızda bambaşka biri o iş için atanmış olabilir ve tahmin edin bu yeni adam sizin adınızı hiç duymamış bile olabilir.

6 “Sözleşme mi? Biz arkadaş değil miyiz? Aramızda saçma bir sözleşmenin lafı mı olur?”
Tabi ki arkadaşız. Ta ki bir şeyler yanlış gidene ya da yanlış anlaşılana kadar, sonra sen takım elbiseli pislik, ben de aptal tasarımcı olurum. O zaman da sözleşmenin şart olduğunu anlarsınız. Tabi yaptığınız iş için para ödenmesini beklemiyorsanız orası başka. Saygıdeğer her iş sahibi işi kâğıda döker. Siz de yapmalısınız.

7 “Faturayı iş üretildikten/basıldıktan/uygulandıktan sonra kesip gönder.”
Eğer uygulamasını siz yapmıyorsanız faturayı göndermek için neden alakasız bir tarihi bekleyesiniz ki? İşinizin arkasında duruyorsunuz değil mi? Dürüst iş yapıyorsunuz değil mi? Neden siz ilgilendirmeyen bir teslim tarihini de bekleyesiniz ki? Tasarımınızı teslim ettiyseniz ve tasarım kabul edildiyse FATURASINI KESİN. Belki bu sadece başka bir bekletme taktiğidir. Eğer müşteri tasarımınız üretilene/basılana/uygulanana kadar bekletiyorsa daha sonra ortaya çıkabilecek sözleşme dışı değişiklikleri size ücretsiz yaptırabilmek için paranızı ödemiyor olabilir.

8 “Senden önceki x liraya yaptı”
Bu tamamıyla sizinle alakasız bir söylem. Eğer bir önceki o kadar iyi iş çıkarsaydı şu anda onunla konuşuyor olurlardı değil mi? Bir öncekinin ne kadar ücret aldığı sizin için hiçbir anlam ifade etmemeli. Çok düşük ücret talep edenler, bu iş alanından yakın zamanda çıkar (iflas eder veya iş değiştirmek zorunda kalır) ve bir başkası iş için tutulur. Dürüst bir fiyat belirleyin ve kararlı olun.

9 “Bizim bütçemiz x lira” diyen firmalar
İnanılmaz! Bir adam araba almak istediğine karar veriyor ve daha araştırma yapmadan veya sağa sola sormadan ihtiyacı için gerekli olan arabanın fiyatının ne kadar olduğunu biliyor. Büyük ihtimalle hayır. Belli bir büyüklükteki iş, belli bir miktarda ücrete denk gelir. Eğer onların daha az paraları varsa, siz de daha az çalışma karşılığında işi alabilirsiniz. Fakat daha az para alacağınız için daha az çalışacağınızı anladıklarından emin olun. Daha az alternatif sunun, basitleştirin, işin farklı kısımları için farklı firmalarla çalışmalarını önerin.

10 “Finansal problemler yaşıyoruz. Bize bu işi yap. Biz para kazanalım sana paranı ödeyelim.”
Elbette. Yalnız para kazandıkları zaman ödeme yapılacaklar listesinde en aşağılarda olacağınızı bilin. Eğer bir firma başlarının belada olduğunu kabul ediyorsa, emin olun itiraf ettiklerinden daha da kötü durumdadırlar. Öyle olsa bile siz banka değilsiniz. Ayrıca onların muhasebesini kontrol edemezsiniz. Eğer bir firma bankadan ya da kredi firmalarından para alamayacak duruma geldi ise, neden onlara siz kredi veresiniz ki? Tasarımınızı teslim ettikten sonra elinizde hiçbir kozunuz kalmaz. İyi niyetlerle hareket etmek isteseniz bile bu sizin için kayıp bir iş olacaktır. Ama yine de riske girecekseniz, beklediğiniz için ek ücret talep etmelisiniz. Bankalar faiz alıyor, siz de almalısınız. Büyük ihtimalle size bu şekilde bir öneri gelmesinin sebebi de sizin ücretinizi vermek için bankadan kredi çekip faiz ödemeyi istememeleridir.

Bu liste ile sizi paranoyak yapmak ya da deli etmeyi amaçlamıyor. Sadece bazı fantezilere gerçeklik şırınga etmeye çalışıyor.
İş hayatında sizin gibi olmayan insanlarla uğraşmak zorundasınız. Kendilerine ait çıkarları ve sizden farklı davranış biçimleri var. Her türden çalışma/iş/para durumu için istekler, problemler, sorunlar ve tartışmalar olacaktır. Bir çok defa iyi niyetlerle hareket eden profesyonelin g.t gibi ortada kaldığını gördüm.

Bütün bunlarla uğraşırken nasıl yaratıcı işler ortaya çıkarabilirsiniz?
Güzel soru. İşte bu yüzden eğitim önemli. Eğitiminiz sırasında tasarımla kendi seviyesinde başa çıkmanız gerekirken ve tasarımı çevreleyen saçmalıklarla da ayrı ayrı ilgilenmek durumunda kalırsınız. Eğer sizi zorlayan öğretmenleriniz varsa, yapacağınız çalışmaya para ödeyeceğini söyleyen bir iş adamı ile karşılaşana kadar bekleyin. O zaman ?talepkar?ın anlamını öğrenirsiniz. Daha sonra sizi zorlayan ve yaptığınız işten zevk almanızı sağlayacak nasırlara yol açan öğretmenlerinize teşekkür edeceksiniz.

Sonuçta iyi bir tasarımcı olmak, ticari çalışmanın sadece %25′lik bölümüdür. Eğer sizin ilgilendiğiniz kısım bu ise kendinize bir iyilik yapın: Profesyonel pisliklerden birine dönüşmeyin.

Sizinde yaşadığınız tecrübeleri duymak isteriz. Eğer eklemek istediğiniz yalanlar varsa yorum yazarak paylaşabilirsiniz.

Çeviride gözden kaçan bir hata bulursanız lütfen email atın.

Mark W. Lewis’e ait olan yazının İngilizce orjinalini Jeremy Sutton‘nun Painter Creativity sitesinde bulabilirsiniz: Top 10 Lies told to Naive Artists and Designers.

Not: Jeremy Sutton Corel Painter programı ile dijital boyama konusunda kurslar ve workshoplar düzenliyor. Türkiye de bu konuda konuşma yapmak isterse ilgi olup olmayacağını merak ediyor. Eğer ilginizi çekiyorsa Jeremy mail atabilirsiniz.

Trio "Tasarım Ofisi Stajı" Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

01 Nisan 2007

Trio’da Tasarım Ofisi stajı yapmak isteyen tasarımcı adaylarından gelen soruları aşağıda Sıkça Sorulan Sorular bölümünde yanıtlamaya çalıştık. Burada cevabını bulamadığınız sorularınız varsa bir de Sormak İstenip de Sorulamayan Sorulara bakın. Hala sorunuz varsa staj@triotasarim.com adresine yollayın.

Trio “Tasarım Ofisi Stajı” Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

-Yaz stajını Trio’da yapmak istiyorum. Ne yapmam lazım?
-Mail gönderin. staj@triotasarim.com adresine kendinizi tanıtan, iletişim bilgilerinizi içeren, neden Trio Tasarım’da staj yapmak istediğinizi belirten bir mail yazın.Mailinize özgeçmişinizi ve portfolyonuzu eklemeyi unutmayın.

-Daha portfolyomu hazırlamadım. Ne yapmam lazım?
-Ne türden işler yaptığınızı öğrenmek bir tasarımcı adayını tanımanın en iyi yolu. Bu yüzden portfolyonuz yoksa daha önce yaptığınız projelerden örnekler gönderebilirsiniz.

-Mail attım cevap gelmedi. Mailimi almadınız mı?
-Şimdiye kadar mail yollayanlara maillerini aldığımıza dair bilgilendirdik. Eğer henüz mail almadıysan, demek ki biz de seninkini almamışızdır. Eğer 6 MB dan daha büyük ekli bir dosya gönderdiysen sorun çıkmış olabilir. Her ihtimale karşı ilk önce gönderdiğin adresi kontrol etmeni ve hiçbir ek olmadan bir mail atmanı, sonrada ne eklemek istiyorsan ekleyip tekrar göndermeni öneririz.

-Staj başvurusu için ne türden belgeler göndermem gerekiyor?
-Başvuru için herhangi bir belge göndermek gerekmiyor. Sadece sizi tanıyabilmemiz için yukarıda saydıklarımız yeterli.

-Firmanız hangi dönemlerde stajyer alıyor?
-Üniversiteler yaz tatiline girdikten sonra Haziran-Temmuz arasında 30 gün ve Temmuz-Ağustos arasında 30 günlük süreçlerde stajyer kabul ediyoruz.

-Benim daha uzun sureli staj yapmam gerekiyor. Daha uzun staj yapabilir miyim?
-Biz de uzun süreli stajları tercih ediyoruz. Fakat bu herkese uygun olmadığı için yaz aylarını 30 günlük süreçlere böldük. Trio olarak Cumartesi günleri de çalıştığımız için bu 30 gün içerisinde en az 26 iş günü staj yapmış oluyorsunuz.

-Her yaz kaç stajyer kabul ediyorsunuz?
-Aslında her yıl değişiyor. Bazen öyle iyi tasarımcı adayları geliyor ki, planladığımızın iki katı kadar alıyoruz, bazen de daha azını. Stajyerlerimizin bizi, bizimde onları tanıyabilmek için en az 1 aylık staj süresi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı anda iki stajyerimiz olduğu zaman ortaya çıkan sinerji bizi memnun ediyor. Fakat bazen iş yoğunluğundan dolayı aynı anda sadece bir kişiye dikkatimizi vermek herkes için daha verimli olabiliyor.

-Bu yıl kaç stajyer kabul edeceksiniz?
-Bu yıl ki iş yoğunluğumuzdan dolayı sadece 2 stajyer kabul edebileceğiz. Bu demek oluyor ki sadece bize başvurmakla kalmayın, başka firmaları da değerlendirin.

-Ne zaman yanıt verirsiniz?
-Nisan ayının son haftası bu yaz ki stajyerlerimizi belirlemiş olacağız.

-Stajyerlerinizi nasıl seçiyorsunuz?
-İlk önce özgeçmişleri inceliyoruz. Sonra portfolyalara ya da iş örneklerine bakıyoruz. Eğer mümkünse karşılıklı görüşüyoruz.

Biliyoruz kafanızın içinde dönüp dolaşan bir sürü soru var. Bazıları bazen bizim kulağımıza çalınıyor ya da ancak karşılıklı görüştüğümüzde dile getiriyorsunuz. Onları da burada cevaplamaya çalıştık.

Sorulmak İstenip de Sorulamayan Sorular

-Size göndereceğim maile ne yazmak gerekir?
-Ne yazmanız gerektiğini bizim söylememiz doğru olmaz. Ama “zorunlu tasarım ofisi stajı yapmam gerekiyor” gibi istemediğiniz bir şey yapmak durumunda kalmışsınız izlenimi yaratan bir cümle kurmayın. Size çabuk ulaşmamız için mailinize telefon bilgilerinizi ekleyebilirsiniz.

-Ne türden projeleri örnek olarak göndermek daha mantıklı?
-Eeeee. En sevdiğinizi ya da sizin yeteneklerinizi en iyi yansıtanları.

-Staj esnasında yaptğımız projeleri İstanbul Design Week’de stand açıp sergiliyormuşsunuz diye duydum. Doğru mu?
- Hayır. Yanlış duymuşsun. Geçen seneki stajyerlerimiz den Gamze Ekin ve İpek Özmen büyük bir özveri ile bu işi kendileri yaptılar.
ODTU ve ITU’lü iki öğrencinin beraber nasıl bir proje ortaya çıkaracağını göstermek istediler. Bizim desteğimizle ilk önce tasarımlarının prototiplerini ürettirdiler. Fuar organizatörü ile anlaşıp kendilerine stand alanında yer ayarladılar. Standlarının üretimi ve baskı işleri için bulduğumuz sponsorlar ile çalıştılar. Büyük bir takdir toplayarak, sadece iki öğrencinin altından kalkamayacağı düşünülen bir işin üstesinden ustalıkla geldiler. Kendileri ile gurur duyduk. Aferim onlara.

-Staj başvurusunda bulunanların isimlerini Google da araştırıyor musunuz?
-Hayır.
Gerçi hiç fena fikir değil. Çok ilginç şeylere rastlayacağımıza eminim. Ama kimseyi internette yaptığı ilginçliklere bakıp başvurularını değerlendirmeyi düşünmüyoruz.

-Devamlı parti veriyormuşsunuz diyorlar. Bende gelebilir miyim?
-Hayır. Devamlı parti vermiyoruz.
Her yıl sadece 2 parti veriyoruz geleneksel “Yeni Yıl” ve “Yaza Merhaba” partileri. Davet etmek istediğimiz kişilere davetiyemiz zaten ulaşıyor.

-Stajyerleriniz ile beraber bara gidip içiyormuşsunuz…?
-Yok daha neler.
Nereden çıkıyor bu söylentiler merak ediyoruz. Yakında bazı Trio çalışanlarının stajyerlerle beraber sahnelerde karoke şarkılar söylediği, hatta kendilerini maymun ettiklerini de duyarsak şaşırmayacağız.

-Stajyerleriniz öğle yemeklerinden sorumlu oluyorlar diye duydum. Doğru mu?
-Evet.
Bizim ofiste öğle yemeğinde ne yeneceği hep büyük bir sorudur. Bu yüzden aramıza en sonra katılan kişiyi kurban olarak seçeriz. Stajyerlerimiz de bundan paylarını düşeni alıyorlar. Geldikleri ilk haftanın yemek menüsünü stajyerlerimiz belirliyor. Tabi çok sevdiğimiz aşçımız Gül’ün yapabileceği, bizim de yiyebileceğimiz şeyleri göz önüne alarak.

-Ama ben stajyerlerinize yemek yaptırıyormuşsunuz diye duydum. Ben de yapmak zorunda mıyım?
-Evet.
Bu da bizim geleneklerimizden biri. Stajyerlerimizin tüm ay boyunca tasarım alanındaki becerilerini gördükten sonra, Trio’da bulundukları son gün mutfaktaki becerilerini bir tatlı yaparak göstermelerini istiyoruz.

-Yemek yapmasını bilmeyenler ne olacak. Sonrasında bir zehirlenme söz konusu olmasın? Ben sipariş etsem ya da evde yapıp getirsem?
-Olmaz.
Bunu sizin yapmanızı bekliyoruz. Merak etmeyin aşçımız Gül size yol gösterip, yardımcı oluyor.

-Yemekleriniz süpermiş diye duydum, sırf bu yüzden staj yapanlar varmış hatta, doğru mu?
-Öyle büyük umutlar beslemeyin. En son bu umutla gelen stajyerimiz Gül’ün tatilde olması yüzünden fena şekilde hüsrana uğradı. Hem herkesin damak tadı aynı değildir.

-Sadece güzel kızları stajyer olarak kabul ediyormuşsunuz. Doğru mu?
-Ha ha ha. Hayır. Yakışıklı erkekleri de kabul ediyoruz.

-Niye çirkinlere karşı bir gareziniz mi var?
-Stajyerlerimizi nasıl göründüklerine göre belirlemiyoruz. Ama bir önceki soruyu olumsuz yanıtlayıp eski stajyerimize çirkin dememizi beklemiyordunuz herhalde.

-Staj esnasında fotokopi ve faks çekiyor muyuz?
-Evet.
Stajın ilk günü stajyerlerimize faks göndermenin ve fotokopi çekmenin inceliklerini uygulamalı olarak öğretiyoruz. Fakat genelde hep bunu yapmayı unutuyoruz. Temel ofis aletlerinin nasıl çalıştığını öğrenmeden stajı bitirmeniz yazık olur. Biz unutursak siz hatırlatın.

-Stajyerlerinizi görüşmeye çağırıp özgeçmişlerini en küçük detayına kadar eleştiriyormuşsunuz. Doğru mu?
-Hayır.
En küçük detaya kadar eleştirmiyoruz. İş aramaya başladığınızda işinize yarayacağını düşündüğümüz ipuçları vermeye çalışıyoruz.

-Firmanız dışında başka nerede staj yapabilirim. Öneriniz var mı?
-Google’a sorun. Neredeyse her şeye cevap verebiliyor.

-Ben Google’a sordum zaten. Sizin önerebileceğiniz fotokopi stajı yaptırmayan çok şey öğrenebileceğim başka iyi firma var mı?
-Açıkçası diğer firmaların stajyerlerine neler yaptırdığını bilmiyoruz. Ama staj konusunda genel geçer bir fomül olduğu söylenebilir.
(Staj yapılan firmanın büyüklüğü) x (Stajda boyunca verilen sorumluluk ve edinilen deneyim) = 1
Bu yüzden tasarım ofisinde staj yapmak size daha fazla deneyim kazandırabilir. Tabi ki bununda bir garantisi yok. Eğer hala ziyaret etmedi iseniz şu sayfalardaki tasarım ofislerini bir inceleyin.
Dexigner
Core 77

Rhinoceros 4 ? İlk İzlenimler

21 Mart 2007

Geçen sene çıkan Beta versiyonundan sonra en sonununda Rhinoceros 4 piyasaya sürüldü. Programın piyasaya çıkmasıyla beraber ben de kurcalamakta gecikmedim, gerçekten göz dolduran yenilikler var Rhino4?te.


İlk izlenim

Rhino 4, yeterince basit ve etkileşmesi kolay olan Rhino3 ara yüzüne fazla dokunmamış, hatta hiç dokunmamış da diyebiliriz. Yeni gelen tüm fonksiyonlar işlevlerine göre eski alt başlıkların altında kendilerine yer bulmuşlar. Bu da Rhino 4?e alışma konusunda hiçbir Rhino 3 kullanıcısının sıkıntı çekmeyecek olması demek. İlk kullandığınızda ?ne oluyo?? dedirten belki de tek şey çoklu seçmenin standart olarak ctrl tuşu yerine shift tuşuna alınmış olması. İsteyen onu da eski haline getirebilir ama ben nedense değiştirmedim.

Yeni özellikler

İlk olarak Rhino4?ü ilk denediğimde ?olley? veya ?oh be? gibi tepkiler vermeme neden olan geliştirilmiş ?fillet? özelliği oldu. Allias?ta var rhino?da niye yok dediğimiz ?variable fillet?, yani aynı kenarda farklı geçiş yarıçapları belirleme, özelliği rhino4?te var, ve çalışıyor. Değişkenlik sadece fillet komutuna değil ?chamfer? ve ?blend surface? komutlarına da verilmiş. İkinci en önemli yenilik ise yüzey komutlarına ?history? eklenmiş olması. Bu demek oluyor ki, yüzey örerken kullandığımız eğrileri çekiştirdiğimizde, örmüş olduğumuz yüzey de yaptığımız değişikliğe uygun olarak değişiyor.

Ben de öncelikli olarak rahatlama yaratan bir gelişme de ?boolean? konusunda. ?single region boolean?, yani çoklu seçimimize temas eden herhangi bir ?curve? ün içinde veya dışında kalan bölgeyi ayrı olarak birleştirebiliyoruz. Özellikle minik minik bir sürü çizgi veya kenar seçmemiz gerekiyorsa yardımımıza ?automatic selection? yetişiyor, bunun sayesinde uç uca ekli yüzlerce minicik şeyi bir seferde seçebiliyoruz.Bence modelleme konusunda söylenmesi gereken, eğri ,kenar ve bununla ilişkili yüzeyler arasında artık rhino3 te olmayan gerçek bir ilişki var. Örneğin iki yüzeyin kesişimini belirleyip, kesişimde yaptığımız değişiklik, artık birleşen yüzeylere de yansıyor. Maalesef fillet komutu iddaa edildiği kadar etkin çalışamıyor (hala!), niye derseniz anlatılmaz yaşanır diyebilirim ancak.

Modellediğimiz şeyleri değiştirmek, evirip çevirip başka şekillere sokmak konusunda da (edit demeye çalışıyorum) Rhino 4 aşama kaydetmiş. Aslında burada yine ?history? özelliğini hatırlatmakta fayda var, çünkü bir yüzeyi veya çoklu yüzeyi değiştirmek için onu yaparken kullandığımız eğrileri değiştirmek yeterli olacaktır. Bu loft, revolve, network, blend surface gibi birçok yüzey oluşturma komutuyla birlikte uyum içinde çalışmakta.

UDT (universal deformation technology) adında bir özellik geliştirilmiş. Bu aslında basit olarak yüzeyleri ve çoklu yüzeyleri rahatça eğip bükmek, yapıştırıp sıvamak anlamına geliyor. Aslında çok faydalı rahatlıklar da sunuyor, örneğin ?twist aroun axis? komutuyla herhangi bir objeyi belirlediğiniz eksen etrafında çamaşır sıkar gibi çevirebilir, yüzeye paralel modellediğiniz bir objeyi tek hamleyle çizdiğiniz bir eğriye yapıştırabilirsiniz. UDT başlığı altında çok hoşuma giden başka bir özellikte ?cage edit? , yani modeli hayali bir kafesi veya yüzeyi referans göstererek değiştirme özelliği. Gerçekten iyi çalışıyor ve işe yarıyor.

Artık katı modellere direk olarak müdahale edebiliyoruz. Buna da ?direct solid editing? demişler. Basit olarak bir küpün bir yüzeyini tutup çektiğimizde küpün kendisi de buna göre değişmekte. Ya da bir yüzeyin özerindeki herhangi bir boşluğun kenarından tutup çektiğimizde boşluk ta yer değiştirmekte.

Aslında bunu bir dahaki bölüme dahil etmeyi düşünüyordum ama söylemeden edemeyeceğim ki nurbs yüzeyleri mesh yüzeye çevirme konusunda rhino 4, rhino 3?e göre çok daha hızlı ve başarılı. Render için nurbs modellerini mesh yüzeylere çevirip başka programlarda açmak isteyenler için iyi haber demek oluyor bu.

Rhino 4 için geliştirilen Brazil ve V-Ray gibi render motorlarını henüz kullanma şansı bulamamış olsam da onlardan da son derece umutluyum, umarım onlar hakkında da övgü dolu şeyler söyleyebilirim.

Ticari sürümünün fiyatı 995 $, eğitim sürümünün fiyatı da 195 $ olarak belirlenmiş bulunmakta. 195 $ eğitim sürümü fiyatı Türkiye şartları için bile son derece dikkat çekici, bu oranda eğitim sürümü indirimleri Rhino dışında sık rastladığımız bir şey değil.

Rhino4′ü denemek istiyorsanız 25 defa kayıt etmeye izin veren deneme versiyonunu buradan indirebilirsiniz.

Çağlar Kemerli

Tekrar Merhaba

23 Aralık 2006

Biz tasarımcılar yeni olan her şeyi merak edip denemeyi, hakkında yorumda bulunmayı, hatta eksiklerini bulup yenisini tasarlamayı doğal bir hak olarak görürüz. Oysa dışarıdan bakan çoğunluk, tasarımcıları tam da bu davranışlarından dolayı ?Ukala? olarak tanımlar. Ama yeni gördüğü herşeyi çocuk gibi eline alıp ?neden?? diye soran, ?ben olsaydım?? diye konuşan bir yetişkin için doğru sıfat yaratıcı olmalı. Yine de tasarımcılar kendilerine ukala denmesinden gocunmaz, hatta bunu bir iltifat olarak düşünürler.

Zaten doğuştan ?Ukala? olduğuna inanan alçakgönüllü Trio Tasarım çalışanları olarak serbestçe düşüncelerimizi ifade ettiğimiz bir blog yaratmak kaçınılmazdı. 2 yıl önce bu fikri hayata geçirdiğimizde Blog pek bilinen bir kavram değildi. İlk denemiz pek ilgi görmedi. Fakat yenilenen web sitemizle yeni bir blog açmaktan kendimizi alamadık.

O yüzden tasarımın artısını paylaşmak için Tekrar merhaba.